Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-1.02
BIST 1,329
%0.42
Dolar 7.85
%0.49
Euro 9.40
%0.08
Altın 449.90
REKLAM

YURTTA SULH, CİHANDA SULH

121 defa okundu kategorisinde, 22 Eki 2020 - 01:28 tarihinde yayınlandı
reklam

YURTTA SULH, CİHANDA SULH

Yüksek Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Kentleşmede Risk Yönetimi Uzmanı, Veteriner Hekim TAMER YAKANER

Vahamet kesbeden kati hakikat ki; Türkiye’nin içinde bulunduğu kadim coğrafya, kaç zamandır vira fokur fokur cadı kazanı gibi kaynıyor. Ateşin üstündeki kazanın içindeki malzemelerin her birinin kendi lisanında, hep bir ağızdan fokurdaması gibi Türkiye’nin içinde olduğu kadim coğrafya da türlü sorunlarla yüklü, fokurdayarak kaynıyor. Zaten dünya ölçeğinde düvelin sonu gelmez zatî marazı, garazı, ihtirası, doyumsuz tutkusu yüzünden başta müteaddit çıkan çatışmalar, tutuşulan kavgalar, patlak veren “Kinim, dinimdir.” gibisinden kin ve din savaşları hasebiyle; dünyada bir türlü sular durulmak bilmiyor. Cinayetten farksız savaşlarda; açılan cephelerde kan gövdeyi götürüyor, aslına bakarsan da her cihetten insanlar ile insanlık ölüyor.

Başka bakış açısıyla; Türkiye’nin de üstünde yer aldığı tarih boyu ulu uygarlıklara kucağını açan coğrafyadaki mübarek topraklara zamanla kötülükçü, bölücü güçler eliyle ekilen tefrika ile nifak tohumları; zamanede gene toprak üstüne, gün yüzüne çıkarak etrafı sinsice sarmıştır. Demem o ki; Türkiye’nin komşusu ülkeler arasında vaktiyle müsmir coğrafyaya gizlice arabozanlık ile saçılan müfsit, fitne tohumları; bugünkü günde dallanıp budaklanıp kadim coğrafyanın birliğini, dirliğini, kademini bozmaktadır. Bundan tarihte nice uygarlıkların beşiği kadim coğrafyada; devletler arası ilişkilerde, milletlerarası münasebetlerde devletli milletlerin birbirlerine karşı itimatları; ya zevale yüz tutmuş, besbeter zayıflamıştır ya da ağır darbe almış, hatta ortadan kalkmıştır. Kaldı ki uluslararası ilişkiler disiplininde de sıkça dile getirilip tarihte de görüldüğü üzere; devletler arasında ebedî dostluklar ya da düşmanlıklar yoktur, menfaatler anlaşması/çatışması, ittifakı-iltihakı/firakı, itilafı/ihtilafı vardır.

Tarihsel kati gerçek şu ki; gerek Türkiye’nin de bağrında yaşadığı kadim coğrafyada, komşu ülkelerde gerek de bütün dünyada, tüm ülkelerde yeniden sahiden sükûnet ile güvenin tesis edilmesi ereğinde; yakinen gereken tek erke : “Barış.” Dünyadaki tüm milletlerin erinci için yedi düvel nezdinde meri olan ve hem iç politikada hem de dış politikada muhakkak esas alınacak dayanak, kaynak, ulu düstur; yedi düvelle barışık olmaktır, kısaca “yurtta ve dünyada barış”tır. Yedi iklim dört bucakta hak, selamet, saadet, adalet, hürriyet, uhuvvet ile ulviyet çiçeklerini ilanihaye açtıracak tek aşk; arzın her bir karış toprağında baki barıştır. Dünyanın dört bucağında kalıcı barış, mutlu nesiller için şarttır. Arzdaki tüm milletlerin felahını, refahını sağlayan erke; milletlerarası güç ile çıkar yarışı değildir, cihanşümul barışseverlik yarışıdır.

Filhakika dünyada yaşanabilecek herhangi bir mütecavizlik, tedirginlik, gerginlik vesaire sıkıntı; yetmiş iki millette etkisini gösterebilir, dünya âleme zarar verebilir. Bu yüzden dünyadaki hiçbir milletin; her ne kadar kendisini zerrece ilgilendirmez görünse bile milletlerarası sorunlara, öbür milletlerin sıkıntılarına katiyen kayıtsız kalamayacağı aşikârdır. Zahir bir ülkede baş gösteren yangının; tezelden vaktinde kâfi ve kati tedbir alınmaz ise, tez vakitte komşu ülkelere sıçraması kaçınılmazdır.

Ayrıca Allah’ın ihsanıyla bilhassa arzda asırlarca adaletli hüküm süren ve “İ’la-yı Kelimetullah İçin Nizam-ı Âlem” davasında hükmünü icra eden, kıtalarda ölümüne antlı at süren, Cünudullah Türk Milleti’nin “Devlet-i Ebed-Müddet” kızılelmasında Allah için ulu uygarlık şahikasında yarattığı şaheseri Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih sahnesinden şerefi ile çekildiğinden beri süren, hassaten kadim coğrafyadaki kaotik ahval ile şerait; gittikçe korkunç hâl alarak müstemirren hüküm yürütüyor.

Hâl böyleyken Türkiye; uluslararası ilişkilerinde özellikle zamanede en küçük bir hata işlemekten kaçınmalıdır ve uluslararası arenada sıfır hata ile akil, adil, barışçı, uyanık davranmalıdır. İlaveten, Türkiye Devleti; Türk Milleti’nin varlık ile bekası davasından hiç ödün vermemelidir, “Su uyur, düşman uyumaz.” meselini de kulak ardı etmemelidir. Behemehâl milletçe birlik ile kardeşlik bayrağı yükseltilmelidir. Güçlü Türkiye Devleti için devletler arası ilişkilerinde her zamankinden çok önem arz eden strateji, Başbuğ Atatürk’ün dediği gibi şudur : “Yurtta sulh, cihanda sulh.”

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Tamer YAKANER
Yorum Yaz