Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0.09
BIST 1,529
%-0.51
Dolar 7.32
%-0.55
Euro 8.85
%-0.50
Altın 408.12

YENİ BİR ANAYASA KİME LAZIM?

75 defa okundu kategorisinde, 21 Şub 2021 - 22:24 tarihinde yayınlandı
reklam

YENİ BİR ANAYASA KİME LAZIM?

 

ÖNCE SUÇLA SONRA İSTE

Geçtiğimiz aylarda iktidar partisi mensupları ve küçük ortak; muhalefetin yeni anayasa hazırlığı için bir araya geldiğinden bahisle, günlerce muhalefeti suçladılar. Muhalefet partileri de iktidar kendileri imiş ve yanlış yapmışlar, ekonomiyi ve siyaseti içte ve dışta kötü yöneten kendileri imiş gibi  “biz Anayasa çalışması yapmadık” diye kendilerini savundular. Muhalefete öylesine yüklenildi ki adamlar işledikleri suçun(!) ağırlığı karşısında nerede ise saklanacak yer aradılar.

Zaman geçti araya birkaç ay girdi. Muhalefet her kafadan erken seçim taleplerini yükseltmeye başladı. Üstelik iktidarın oy kaybettiği hem iktidar tarafından hem de muhalefet tarafından görüldü. Erken seçim ihtimaline karşı iktidar; olur da bir erken seçime gitmek zorunda kalınırsa Sayın Erdoğan’ın aday olamayacağı akıllara gelmiş olabilir. Öyle ya henüz meriyette olan Anayasa’nın 101. Maddesi gereğince bir kişinin iki kere Cumhurbaşkanı seçilme hakkı olabiliyor. Üçüncü için zorunlu olarak anayasa değişikliği gerekiyor! O zaman Sayın Bahçeli’nin; “Adayımız Erdoğan” sözü havada kalıyor. Bahçeli üçüncü defa adaylığı atlamış olmalı veya ihtimaldir aralarında anayasa değişikliği ve yeni anayasa konuşulmuş da olabilir. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı 5.2.2021 tarihli beyanlarında “Bahçeli ile yeni Anayasa ve seçim kanununu konuştuk” diyor. Her şeye rağmen yakında seçim düşünülüyor olabilir mi?

 

SİSTEMLE UYUŞMAYAN ANAYASA

Her şey bir tarafa; ülkenin her ne kadar bu gün mevcut anayasa’nın kurulu sistemle uyuşmuyor olması ve bu kadar zamandır da çıkarılan kanun ve uygulanan sistem müeyyidesiz, layüsel gitmekte olsa da ve kimse bundan yeteri kadar rahatsız olmamış olsa bile,  sorgulanmasa da ülkenin elbette yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Hem de çok acil olarak yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı vardır. Lakin Anayasa’ya uyulursa! Yoksa uyulmayan, kendinden menkul bir anayasa olmuş ne olmamış ne?

Türk milletinin geçmişine baktığınızda Kutadgu Bilig’den başlayarak yazılı her belgede devleti ayakta tutan şeyin töre olduğu söylenir. Peki, nedir töre? Töre Türk milletinin her ferdinin bildiği yazılı olmadığı halde asla değiştirilmesi düşünülmeyen ve uzun zaman içinde tecrübelerle kazanılan anayasa maddeleri, kanunlarımızdır. Üstelik kimse hiçbir devlet adamı ve halktan kimse bu kanunları çiğnemeyi düşünmek bir tarafa çiğnenmesine de izin vermez. Töremizi unuttuğumuz ve yerle bir ettiğimiz için bu gün dünyaya bakarak koyduğumuz “Ana Kanun” “Anayasamızı” bile zamanla delmekten, ihlal etmekten tel eleğe çevirmekten çekinmiyoruz. Sonrasında ise; “Ülkenin yeni bir anayasaya ihtiyacı var” diyoruz; uymadıktan sonra olmuş ne var olmamış ne var?

 

OY KAYBEDEN İKTİDAR

Üstelik iktidar ve yandaşlarının bile farkına vardığı gibi 80 küsur milyonluk bir ülkeyi bu sistem yani kurulmaya çalışılan ve denenen “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” kaldırmıyor. Kaldırmadığı gibi de sıkça yazdığımız gibi kuvvetler ayrılığı prensibini esas alan ve on yıllarca denediğimiz “Parlamenter Sistemin” yeniden eksiklerinin düzeltilerek hayata geçirilmesini defalarca yazdık. “Türkiye yeniden parlamenter sistemi tartışmalıdır” dedik. Bir süre sonra meclis içinden ve meclis dışından pek çok siyasal parti bunun gerekli olduğunu söyleyip istediler.

 

SORUMLU YETKİLİLER VEYA EBEDİ İKTİDAR

Evet, ülkemizin gelişip güçlenmesi için, milletimizin milli ve tarihi değerlerinin, manevi hayatının huzur bulması için yeni, açık, net ve yetkileri belirli, yetkililerin yetkilerinin sorumluluğunu da taşıdıkları denetlenebilir, kuvvetler ayrılığına dayalı milli ve denenmiş bir sisteme acilen ihtiyacı olduğu açık, net. Ülkemizin güçlü olmasını, gelişmesini, milli hukuk sisteminin olmasını, milli ekonomisinin hayata geçmesini isteyen, milli harp sanayimizin olmayışından üzüntü duyan herkesin samimiyetle istemesi gereken şey yeni ve milli bir Anayasa! Yeni bir anayasayı, kendilerine göre bir anayasayı seçim endişeleri ile tekrar seçilmek ve iktidar olmak veya iktidarda kalmak isteyenler istiyor olabilirler. O zaman yapılacak anayasa da zaman, zaman iktidarların çıkardığı seçim kanunları gibi siyasi partilere hizmet eden bir anayasa olabilir ki, böyle bir anayasa için milleti yormanın gereği yoktur.

 

MİLLİ MUTABAKATIN OLDUĞU ANAYASA

Gerçekten iktidarların uyacakları, orasından burasından işlerine geldiği delemeyecekleri bir anayasa yapılmalı ve millete onaylatılmalıdır. Tartışmadan, milletin hak ve taleplerini göz ardı ederek, birilerine hizmet edecek bir anayasa henüz tatbikat safhasına gelmeden yeni anayasa tartışmalarını başlayacaktır. Nitekim Anayasada yapılan birçok tadilat sonrasında bile yeni bir anayasa tartışması yapmamızın sebebi ne olabilir? Böyle bir anayasa içinde milletin zamanına, parasına, hem de bozulan ruh haline yazık olur.

Sizler, halen iktidar ve muhalefet olarak bir araya gelemeyecek, ülkenin sorunlarını karşılıklı oturup tartışamayacaksanız. Yine iktidar, istişaresini kendisi ile yapacaksa ve muhalefet devletin işleyişinden habersiz, bilgisiz olacaksa; çekişmeler yine hakaret ve saldırı halinde devam edecektir. Böylece milli mutabakatla bir Anayasa yapmak mümkün olmaz. Boşa çekilmiş kürekler ancak kendini milletin sahibi zanneden kimselere yarar.

 

SİSTEM Mİ, ANAYASA MI, GERÇEK GÜNDEM NE?

Dün anayasa tartışmalarını ihanet belgesi olarak görenler, bu gün üzerlerine düşen görevi yerine getireceklerinden bahsediyor. Kimisi yeni bir anayasanın yapılması için öncelikle mevcuduna uyulması gerektiğini, kimisi de yeni bir anayasadan önce sistemin sorgulanması gerektiğini ve sistemi düzeltecek anayasa çalışması yapılması gerektiğini söylüyorlar. Erdoğan’ın yeni parti kuran eski arkadaşlarının söylediklerinin çok fazla da bir önemi yok, çünkü koltuklarını koruyor olsalardı bu gün nerede olacaklardı?

İşin doğrusu,  ülkemizde Akdeniz ve Kıbrıs sorunlarımız başta olmak üzere, ülkemizin içinden geçtiği ve kimisinin haddinden fazla abarttığı ve kimisinin de sorunları görmezden geldiği ekonomik krizler vardır. Yavuz ve Barbaros araştırma gemileri nerelere mesaj vermek için limana çekildi(!)? Bu arada kendi insanımızın yokluk ve yoksullukla mücadele ettiği bir zamanda; bu sorunların asıl gündemimiz olması gerekken; “Yeni bir Anayasa’yı tartışmalıyız” diyerek muhalefetin kucağına bırakıp, ülkenin gerçek sorunlarını saklamaya çalışmak ne kadar akıllıca varın siz değerlendirin. Ülkemizde insanlar iş yerlerini, çalıştığı işlerini ve ekmeklerini kaybederken ülke yeni bir anayasa tartışacak! Sebep birilerinin içinden çıkılmaz hale getirdiği ülkenin sorunlarını saklamak ve buna rağmen iktidar erkini de elinde tutmak için anayasa değiştirmek, bunun için ülkede tartışma açacak!

 

KUMANDAN PADİŞAHA SÖYLE…

Devrin birinde Osmanlının belki de son zamanlarında ülkenin yedi düvelle cebelleştiği bir zamanda askerler köylere yeniden asker yazmaya gelirler. Gençleri orduya yazıp götürürken köylünün birisi; “Kumandan, Kumandan Padişah Efendimize söyle bu verdiğim son evladımdı, bundan böyle benim zürriyetime güvenip hiçbir yere harp açmasın” diye seslenir. Yine harplerden yorulmuş Anadolu insanı, İstiklal harbi sırasında halktan yine vatan için asker olmasını istemişler. Köylü Amca yorgun ve bitkin gelen zevata; “Beyler, benim ülkemin sınırları aha şu tarlamın sınırından başlıyor. Ne zaman düşman bu sınırlara dayandı ben savunmaya başlarım” diyor. Beyler, ülke insanı ne yazık ki bunca zaman destek verdiği iktidarlar tarafından yorgun ve perişan bir hale getirildi. Ordu için evladını, ülke için varlığını vermekten çekinmedi lakin geldiği bulunduğu nokta bu! Halkın içine girmeyen, seçimden seçime vatandaşa giden ve verdiği sözleri tutmayan siyasiler hem yanlış yaptılar hem de iktidar hırsı ile koltukları bırakmamak için mücadele verdiler. Dün bizim imkânlarımızın çok azına sahip olanlar bu gün bizi teknoloji, ekonomik, demokrasi anlamında sollayıp geçtiler. Hani geçmişlerin dediği gibi; “Eller aya giderken biz yaya kaldık”. Kendi milli markalı bir arabamız olmadığı gibi ne milli uçağımız, ne hava savunma sistemlerimiz yok. Hep başkalarının ürettiklerine muhtacız. Vermezlerse nereden alalım diyerek kara, kara düşünüyoruz.

 

DEĞİŞMEYEN MİLLET GÜNDEMİ

Beyler ülkemizin siyaset adamlarının önceliğinden önce milletin kendi öncelikleri var. Siz milletin önüne hangi konuyu gündeme getirseniz getirin milletin gündemi aynı, değişmiyor. Milletin gündemi belli lütfen milletin gerçek gündemlerine dönün. Eğer bu millete biraz olsun saygınız varsa gerçek niyetini de içten samimi bir şekilde açıklayın ki millet sizin samimiyetinize inansın. Milletin gündemine dönerken de en azından sizinle top çeviren muhaliflerinizle de kavgasız, bir araya gelerek konuşun, istişare edin. Siz milletin dertlerine, gündemine gerçekten çare olursanız sizin koltuklarınıza yapışmanıza gerek yok millet zaten hak ettiğinizde o koltukları size ikram eder.

Bu milletin gerçekten yeni bir anayasaya ihtiyacı var mı? Var. Bundan önce bu milletin birlik ve beraberliğe ve samimiyete ve huzura ihtiyacı var. Kendisine benzeyen, kendisi gibi yaşayan gerektiğinde itibarından taviz veren, verecek devlet adamlarına, milletin inandıklarına en azından saygı duyan yöneticilere ihtiyacı var.

 

Mustafa GÖKTEKİN

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Mustafa GÖKTEKİN

Yorum Yaz