Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-2.30
BIST 1,483
%-0.07
Dolar 7.16
%0.02
Euro 8.73
%-0.46
Altın 413.74

TÜRKİYE’Yİ KİMLER SOYUYOR ?

56 defa okundu kategorisinde, 16 Şub 2021 - 18:33 tarihinde yayınlandı
reklam

TÜRKİYE’Yİ KİMLER SOYUYOR ?

Yüksek Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Kentleşmede Risk Yönetimi Uzmanı, Veteriner Hekim TAMER YAKANER

Türkiye’yi kimler soyuyor ? Türkiye’de yer altı ve yer üstü zenginlikleri, Türk halkına müreffehen yaşama imkânı verecek iken vatanımızın mümbit topraklarında niçin fakiriz ? İktisadımız nasıl yıkıldı ? Ticari hayatımız, bugün kimlerin baskısı altındadır ? Millî gelirin artan payı, kimlerin kasasına akıyor ? Yetimin hakkını yiyen, mazlumun rızkını çalan; kimdir ? İşte bunlar, milleti iliklerine kadar soyan ihtikârcıları, ele verecek suallerdir. İktisadi buhranımıza kimlerin sebep olduğu, millî ızdıraplarımızın mesullerinin kim olduğu; hesabını sormak için tam bilinmelidir.

Türkiye, bugün de iktisaden bir pazar ve yarı sömürge konumundadır. Vâsi yer altı ve yer üstü zenginliklerine, her nevi ham maddeye iyesi olmasına rağmen; temel sanayisini kuramamıştır, kurmasına şans tanınmamıştır. Ham maddelerimiz; ucuz fiyatla yurt dışına verilir, fahiş fiyatla mamul maddeye dönüşerek Türkiye iç pazarında satılmak için ithal edilir. Türkiye, sanayisini kuramamış bir tarım ülkesidir. İktisadımız; tamamıyla dışa bağımlıdır, hâkim iktisadi güçlerin te’siratına açıktır. Temel sanayisini kuramamış ve sanayisini dışa muhtaçlıktan kurtaramamış Türkiye, hâliyle sanayileşmiş milletlerin mallarının teşhir edildiği bir pazardır. Kendine yeten millet, asli ihtiyaçlarını karşılayacak hâle getirilmemiştir Ayrıca rekabet imkânlarının yokluğu Türkiye’yi, pazar olmasının yanı sıra müstemlekeleşmek muhatarası ile yüz yüze getirmektedir.

Millî iktisadın ödevi; müteşebbise kâr sağlamak, sadece bireye refah imkânı sunmak değildir. Millî ekonomi, evvelemirde milletin hayat müdafaasına vakfedilecek komple mal ve hizmetleri ifade eder. İşbu mal ve hizmetlerin bütününün istihsalini, inkısamını ve istihlakini belirleyen; milletin tarihi ile tezahür etmiş, başta inanç, kültür, ahlak, din ve menfaatlerini hamiyet etmek misali millî idealleridir. Millî ekonomi, hayatidir. Milletin hayatını korumak ideasından yoksun iktisat politikası, gizli bir esaret ve milleti küresel sermayenin köleliğine sürüklemek demektir.

Türkiye’nin mevcut ekonomi düzeni, bugün beynelmilel ve yerel kapitalist zümrenin korkunç vurgunları ile ecnebi sermaye firmalarının soygunlarının maskesinden müteşekkil hâl almıştır. Gayri-millî ekonomi; istihsal-üretim alanında soygun, inkısam-taksimat sahasında adaletsizlik ve istihlak-tüketim safhasında da israf, savurganlık prensipleri mecrasında gitmektedir. Aslen milletimizin fakirliği, sefalet çekmesi; millet ekonomisi üzerine çöreklenmiş olan beynelmilel sermayenin millî ekonomiyi yıkmasından doğmaktadır. Millî gelirin büyük bir payının; global anamal sahiplerinin, muhtekir tacirlerin kasalarına akmasından ileri gelir. Milli servetin çarçur edilmesinden ve gayri-millî süjelere akar, kâr ile iktidar temin edilmesinden; neşet etmektedir.

Fatih’lerin torunları; öz vatanında yabancı anamalcı kafaların veya içteki manken ortaklarının, uydularının hizmetkârıdır. İşçinin, köylünün, esnafın ve tüm milletin sıkıntısı ile ızdırabı; hep gayri-millî ekonomik, kapitalist sistemin kapitülasyon gibisi imkân ve imtiyazlarından istifade ederek iktisadi bünyemizi ha bire kemiren gayri-millî sermayenin hâkimiyetinden, suikastları, soygunları ile sabotajlarından kaynaklanmaktır. Tarih boyunca dünyanın anamalcı aktörleri ve diğer düşman kuvvetler, Türk Milleti’mizin maddi hayatının temeli millî servetini yıkmaya ve iktisadi hayatımız üstünde hükümranlık kurmaya uğraşmıştır. Milletimizi köleleştirmek adına; en adi, şeni yollara başvurmuştur. Yoksa ekonomideki dışa bağımlılık, iktisaden mahkûmiyet; hasbelkader teessüs etmemiştir. Dev krizle boğuşan iktisadımız, tesadüfi bu hâle düşmemiştir.

Beynelmilel millet ve din düşmanlarının asırlık ekonomi politikaları, müştereken hazırladıkları hainane planlar; bugün de semeresini vermektedir. Millet ve din düşmanlarının; milletimizin ve milletlerin kendine kul köle olması için yapamayacağı şey yoktur. Kürevi sömürgeci şer güçler; bugünkü günde milletimizin ve milletlerin ahlakını kemirmek, servetini sömürmek, ideallerini çürütmek, devletini işgal etmek ile iştigal etmektedir. Milletlere hükmetmek için; ekonomileri yıkmaya, bu uğurda her türlü alçakça soygunculuğa ve sabotaj yapmaya müracaat etmektedir. Yani asırlarca saçı bitmedik yetim hakkıyla içimizde beslenen, dev sermaye sahibi olan dâhilî ve haricî bedhah kompradorlar, kodamanlar; iç-dış ticaretimizden vurgunlar, soygunlar ile büyük paralar kazanırken ilaveten en hainane darbeler, sabotajlar ile millî ekonomimizi tamamen yıkmaya çalışmaktadır. Millî iktisadın darbelenmesi, düşman kuvvetlerin iktisat politikalarının icabıdır.

Dışardan ve içerden darbelerle millî ekonomimiz üzerinde oynanan oyunlar, millî servetimizi soyanlar, iktisaden soygunlar ile vurgunlar; gayr-i milli düzenin tabii neticeleridir. Gayri-millî düzen, millî menfaatleri mahkûm eden ve yabancı sermaye müesseselerini de düzenin parçası olarak milletimiz aleyhine işlemesini önleyemeyen bir yapıya haizdir. Böylesi mesuliyetsizlik ve ihmalcilik yetmelidir. Millî ekonomiye, millet ölümcül harap düşmeden derhâl geçilmelidir.

Anadolu toprakları, asırlardır süren mücadelelere sahne olmuştur. Askerî, kültürel, iktisadi ve diplomatik, bütün mücadelelere; ideolojiler kavgası, damga vurmuştur. İdeolojiler kavgasında ilk hedef de iktisadın yıkılmasıdır. Beynelmilel şer güçler, behemehâl millî ekonomimizi yıkmak ve imha etmek ihtirasındadır. Buhranlar, bundandır. Devlet politikası, millî hedeflerden saparsa millî ekonomi; elbetteki yıkılır ve düşmanların hâkimiyetine geçer. Nitekim de öyle olmuştur.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Tamer YAKANER

Yorum Yaz