Haber Nöbeti

reklam

Türkiye’nin önünde Ehven-i Şer Takozu

Türkiye’nin önünde Ehven-i Şer Takozu
İsmet YALÇINKAYA
İsmet YALÇINKAYA
100
26 Mayıs 2019 - 18:08

Türkiye’nin önünde Ehven-i Şer Takozu

“Yetmez Ama Evet” ya da “Şer’e Karşı Ehven-i Şer”
Sözlükte “iyilik, iyi, faydalı iş ve fayda” anlamlarına gelen hayır, Allah’ın emrettiği, sevdiği ve hoşnut olduğu davranışlar demektir. Sözlükte “kötülük, fenalık ve kötü iş” demek olan şer de Allah’ın hoşnut olmadığı, sevmediği, meşru olmayan, işlenmesi durumunda kişinin ceza ve yergiye müstahak olacağı davranışlar demektir.
Ehven, kelime anlamı itibariyle, “en zararsız, daha hafif”; şer ise, hayrın karşıtı olup “meşru olmayan her türlü iş” demektir. Terkip olarak da ehven-i şer, diğerlerine kıyasla zarar ve fenalık bakımından daha hafif olan kötülük anlamında kullanılır.
Ehven-i şer: “Tercih etmek mecburiyetinde kalınan zararlı iki şıktan birini seçmektir.”
Kur’an’da ve Sünnette “ehven-i şer” tâbirini ne kadar aradıysam böyle bir tabire hiçbir yerde rastlamadım. Ancak mecellemizde (Ahmet Cevdet Paşa) bu konuya rastlıyoruz.
Mecelle’nin 29. maddesinde (Ehven-i şerreyn ihtiyar olunur) buyuruluyor. İki şerden en az zararlısı tercih edilir. Yani iki zararlı şeyden birini tercih etmek mecburiyeti hasıl olursa, daha az zararlı olanı tercih edilir.
Mecelle, Madde 21: “Zarûretler memnu olan şeyleri mubah kılar.” Yani: Zarûretler/kendisinden başka çıkış yolu olmayan şeyler, dînimizde memnu/yasak ve haram olan şeyleri mubah/ruhsat/câiz kılar ve günahını düşürür.
İslam âlimleri, sosyolog ve psikologlar da bu konuda teknik sorunlar için “ehveni şer’i” tercih etmeyi uygun görmüşlerdir. Dolayısıyla kişinin mecbur kaldığı, içinden çıkamadığı ve üçüncü bir tercihinin de olmadığı durumlarda zararlı ve şerli olan iki şıktan, diğerine göre daha az şerli ve zararlı olanını tercih etmelerini câiz görmüştür. Yani, kişinin mecbur olduğu iki seçenekten zararı az olanı alıp, çok olanı ise terk etmesi konusu teknik olarak doğru bir düşünce tarzıdır, bütün kültürlerde de bu böyledir.
Sağlık, ölüm riski, doğal afetlerde… tercih hakkını ehveni şerden yana kullanmak Allah’ın insana verdiği aklı kullanma bakımından son derece önemli ve gereklidir. Ancak her şeyde ehven-ş şer’i tercih etmek, ehveni şer yaşamak İslami ve insani olmasa gerek. Zira İsra suresi 11. Ayetinde “İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.” bildirmektedir, yüce Allah.
Ehven-i şer, “şer” değildir deseler de, adı üstünde; ehven-i şer, yâni “az olan şer” de bir nevi şerdir. Ehven, “daha az” demektir. Hayrın azı da “hayırlı” olduğu gibi, şerrin az olanı “hayırlı” değildir. Çünkü şerrin azı da şerdir ve kötüdür. Bu konuda Hz. Mûsâ Kasas suresi 24. ayette: “Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi: “Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım” dedi. Yâni küçük de olsa her hayra muhtaç olunabilir. Fakat az şerre muhtâç olunmaz. Şerre karşı hayra muhtaç olunur.
Bu durumda şerlerin yanında bir de hayır varsa veya hayır olmasa bile şerlerin hiç birini yapmadan da olunabiliyorsa şerrin hafif olanı da tercih edilmez. Ancak hayrı ve şerri bir tarafa bırakıp her şeyimizi ehven-i şerle götürmek samimiyetsiz bir durum olsa gerek. Maalesef toplum olarak 200-300 yıldır böyle yaşıyor ve ilimden uzaklaşmış oluyoruz. Anadolu top-raklarında âlim yetişmemesi, ilimde geri kalınması, adaletin bir türlü yerleşmemesi, siyasetin bir türlü rayına oturmaması bu ehven-i şer hastalığından kaynaklandığını ortaya koymaktadır. İşi, milleti en çok meşgul eden ülkemizin siyasetine getirecek olursak ‘ki yazının asıl amacı da budur’; Türkiye’yi 50 yıldır ya şer yönetti ya da ehveni şer. Millet öyle uyutuldu ki hayrı hiç düşündürmediler, zamanı gelince ortada hayır bulamadığı için hayra yakın zannettiği ehven-i şerden yana olması tercih edildi. “Ölümü gösterilip sıtmaya mahkûm edildi” son 60 yıldır bu Millet. Bu arada ehven-i şerlerin işini iyi yapamaması sonucu bazen devlet yönetimi şerlerin eline geçti ve millete “kırk katır yerine kırk satırı” tercih etmesinin evla olduğu yalanı pompalanmış oldu. Bu durumda bir Müslüman, kendisi gibi görünen ama beceriksizliğinden dolayı şer’e kendisini yönetme hakkını vermiş, ülkeyi teslim etmiş oldu.
Şer kanatsız, ehven-i şer tek kanatlı hayır ise çift kanatlı kuş gibidir. Müslüman hayır söyler, hayır düşünür ve hayırlı iş yapar. Yarı hayır yarı şer tek kanatlı kuş gibidir. Ne yazık ki Türk siyasi hayatında milliyetçi, mukaddesatçı insanlar tek kanatlı uçakla uçmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla bir türlü uçamıyoruz. Makamları şer’e ve hayra teslim etmekten sürekli korktuk, ehven-i şer’e teslim ettik. Tam hırsıza ve hırsız olmayana ülkeyi teslim etmedik, yarı hırsıza teslim ettik yıllarca. Cahile ve ehile değil de yarı ehile teslim ettik makamları. Nedir yarı hırsız? Zamanı boşa harcayan, korkak, kendi mevki-makam ve sermayesini önceleyen, işi bilmemezlikten dolayı verim kaybına neden olan, akıtan muslukları tamir etmeyen (devleti zarara uğratan), maiyetindekileri adaletle idare etmeyen, adam kayıran, israfa kafa yormayan tiplerdir yarı hırsızlar. Şerlere adaleti, çalışkanlığı yaşayarak göstermeyen, dini sulandıran tiplerdir yarı hırsız.
Mikrofonlar önünde bas bas bağıran, anlı şanlı gazetelerde yazı yazanlar, ekranlarda boy gösterip ayet ve hadis nakledip kendisini pazarlayan ancak söylediklerini yaşamayan, hatta aksini yapanlardır yarı hırsızlar. Bunlar bu ülkenin takozlarıdır. Buzda kayan bir arabanın tekerinin altına takoz koyarsanız takla attırırsınız. Onun yolunu doğru yöne çevirip hafif dokunuşlarla ilerlemesini sağlarsınız. Yolunu bulunca da istikamet üzere hedefine yol alır. Sürekli yön değiştirir, altına engeller koyarsanız uçurumdan aşağı yuvarlarsınız. Bizde tam da bu olu-yor.
Müslümanın ehven-i şerri olmaz. Bu münafıklık alameti olsa gerek. İlim ve ilahi dinlerin hiç biri ehveni şer’in küçük bir alan dışında yaygın olarak yaşanmasını istemez, çünkü bu durum kaosa sebebiyet verir. Allah Kuranı kerimde dosdoğru olmamızı söylüyor: “Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.” (Hûd Suresi 112. Ayet). Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!” buyurdu. (Müslim, İmân 62. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 61; İbni Mâce, Fiten 12.)
Müslüman hayır üzere olmak zorundadır. Bunun dışındaki şer ve ehven-i şer inanç, ibadet, yönetim, alışverişte… aynı kapıya çıkar. Biri acıda acıda öldürür diğeri narkoz altında fark ettirmeden öldürür. İkisi de aynı kapıya çıkar. 60 yıldır dirilmeyi beklerken yavaş yavaş, farkına varamadan ölüyoruz. Eğitimiyle, aile yapısıyla, doğal çevre ile, gençliğin yitirilmesiyle, tarihimizle ilişkilerimizi kesmeyle geçiyor yıllarımız. Potansiyelimizi, dinamizmimizi, birikimimizi yok ediyoruz ehven-i şerlerin elinde.
Dinimiz dürüst Müslümanlarla şarlatan Müslümanların çekiştiği arenada sürekli ehven-i şer Müslümanı yetiştiriyor/peyda ediyor! Ehven-i şer Müslümanı ya da insanı ise ne deveye benziyor ne de kuşa. %99’un(!) %90’ı ehven-i şer olunca da Allah ona göre duaları kabul ediyor, ona göre “nasılsanız öyle yönetilirsiniz” ilahi kanununa göre yöneticileri başımıza geçiriyor. Veya kâinatın şaşmaz kanununa göre ne ekersek onu biçiyoruz. Dolayısıyla elma kurtlu veya kurtsuz olmuyor, yarı kurtlu oluyor. Yersen!
Bu durum milletimize çok çektirdi, hala çektiriyor. Yarım din, yarım hukuk, yarım siyaset, yarım dış politika. Korkmak, korkmak, korkmak. Bu durum değil mi ki Osmanlı’dan sonra ne kadar gizlesek de hep manda altında kaldık. Ehven-i şer diye yıllarca yan yana olmadık mı? Her şerrinde onları desteklemiş olmadık mı? Varşova’ya karşı Nato bizim için ehven-i şer olmadı mı? Filistin’i, Irak’ı, Suriye’yi… tüm İslam alemini ehven-i şer’ler yok etmedi mi? Müslümanların başına gelen her türlü bela ve musibet içeride ve dışarıdaki ehven-i şerler yüzünden olmadı mı?
Ehven-i şerrin Müslüman ülkelerde yaşam felsefesi haline gelmesi, Müslümanların toplum olarak yozlaşmasından, kötü durumda olmalarındandır. Bunun farkında olmamaları onların hayrı istemelerine mani oluyor, şerrin hafiflemesi kaçamağına râzı oluyorlar. Neredeyse tüm İslam ülkelerinde “hayatımıza hayrı nasıl ikame edebiliriz” değil de, “şerri nasıl azaltabiliriz” düşüncesi hâkim. Ya hayırdan ümitlerini kesmişler ya da nefislerine zor geliyor. Çünkü hayrı istemenin bir bedeli vardır. Oysa “daha az şer”i istemek hem nefse hoş geliyor hem de bedâvadır. Ehven-i şer’i seçmek Allah’a bazı konularda hesap vermemek ya da bazı işlere Allah’ı karıştırmamak demektir. Bu durum pek çok insanın, kurumun işine geliyor. Ehven-i şerri istemek adaletsizliktir, hukuksuzluktur, egoistliktir. Çünkü birilerine göre ehven olan diğerlerine göre şer olacaktır. Hepimiz haktan, doğrudan ve adaletten yana olmak zorundayız. Zulüm meydanlarını bırakıp adalet gemisine binmediğimiz sürece yarın Nuh Peygamber hepimizden şikâyetçi olacaktır!

İsmet Yalçınkaya

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Görüşünüz

avatar
  Subscribe  
Bildir

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir.

bahis siteleri

matbet

lotcasino.com

bahismobilodeme.com

domingossport.com

mobilbahisodeme.com

milanobet

deneme bonusu veren siteler

uzmanwin.com

mobil ödeme bahis

tipobet

canliturkcasino.com

betcosport.com

escort istanbul

maltepe escortalanya escortkartal escort