Haber Nöbeti

reklam

TÜRKİYE’NİN NATO ÇIKMAZI TEHLİKE NEDİR?

TÜRKİYE’NİN NATO ÇIKMAZI TEHLİKE NEDİR?
99
04 Aralık 2019 - 9:46

TÜRKİYE’NİN NATO ÇIKMAZI TEHLİKE NEDİR?

Tehlike, etrafındakilerin mandacılığı kabul edelim telkinlerine rağmen; Her türlü mandacılığı kabul etmeyerek “Milleti yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” diyen Gazi Mustafa Kemalin önderliğinde Batı ve Rus emperyalizmine karşı verdiğimiz kurtuluş mücadelesinden sonra mandacı zihniyetin devlete hakim olması. Bizim adımıza, mücadele ettiğimiz emperyalist ülkelerin hakim olduğu Nato vesayetinin, Nato mandacılığının kabul edilmesidir.

Asıl tehlike aldanmaktır. Millet olarak o yıllardan beri aldatılıyoruz. Hem de bizden olan, bizim adımıza hareket edenler tarafından. Hala da aldanıyoruz.

Nato’nun değişmeyen prensipleri var. Bunlardan biri de; “ İttifak, Avrupa’da ABD’nin konvansiyonel ve nükleer askeri varlığını zaruri sayar.” prensibidir

Türkiye’de 21 tane ABD-Nato üssü var. Nato’nun Türkiye’deki en eski üssü olan İzmir’e, yetkililerin ”Nato’nun Libya’da ne işi var ya!” çıkışına rağmen 11 Ağustos 2004’de Napoli’deki LANDSOUHTEAST nato karargahı İzmir’e taşındı. 1 Ocak 2006’da da ABD’nin 16. hava filosu, Almanya’nın Ramstein hava üssünden alınarak buraya yerleştirildi. Adana İncirlik; Nükleer bombaların yer aldığı, ABD’nin harekat üssü.

Ayrıca 28 tane daha dinleme (role) istasyonu, atom ve atom bombası deposu var. Türkiye adeta atom bombası deposu.

Bir de 1 Mart Tezkeresi geçseydi ne olacağını düşünebiliyor muyuz ?..

YAPILAN YANLIŞLAR:

Son yıllarda gördüğümüz, keskin manevralar ile hareket edilen dış politikanın millî, akılcı, Türk Milleti’nin menfaatlerine uygun, sonuç alan bir dış politika olduğunu iddia etmek mümkün değildir.
Tüm komşularıyla, bölgemizde etkin olma çabasındaki tüm güçlerle kavga anlamsızdır. Kişisel hırslar sebebiyle ters düşmenin alternatifi; karaktersiz ve bilinçsiz şekilde batı liderlerinin önünde el pençe divan durmak da değildir. Her iki tutum da binlerce yıllık Türk dış politikasına yakışmaz.

Onurlu, milli dış politika tek bir kişinin zamansız, yersiz, kontrolsüz çıkışlar yaparak, söylemlerini sürekli değiştirerek, inkar ederek yürütülemeyecek kadar ağır, ciddi ve sorumluluk gerektiren bir vazifedir.
Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışan başkalarının ortaya koyduğu senaryolarda yer almak değildir. Washington’un senaryosunun taşeronu olmak yerine Moskova’dan emir almaya başlamanın övünülecek bir yanı yoktur.
İktidarın izlediği yanlış politika sebebiyle ülkemizin bütün dünya ile irtibatı kopmuş, herkesle kavgalı hale getirilmiştir. Türkiye, oy kaygısı ile yapılan hamasi kavgalar yüzünden önce tüm dünya ile kavga eden sonrasında ise akıl almaz tavizler veren bir ülke haline geti¬rilmiştir. Türk Milletinin itibarı ile oynamaya kimsenin hakkı yoktur.

İç politikada izlenen menfaatperest uygu¬lamalar yüzünden Türkiye, Fetullah Gülen denen bir meczubun bile operasyon yapabileceği bir ülke haline getirildi.

Türkiye’nin sorunlarının başka bir devlet yöneticisinin yardımı ile çözüleceğini zan¬netmek kadar büyük bir gaflet olamaz. Dünya beşten büyüktür deyip beşin içinde yer alan ABD Başkanı Trump ve Rusya Başkanı Putin ile ülkemizin bir bölgesinde¬ki meseleyi halletmeye çalışmak kadar büyük bir garabet olamaz. Bu ülkenin hiçbir sorunu, yana yakıla gidilip ABD Başkanı ile Rusya başkanı konuşu¬lmaz. Türkiye hükümeti asla biz Güneydo¬ğuda şunu, bunu yaparız diyemez. Biz Türk Milletini temsil eden bir kişinin düştüğü bu durumdan utanç duyarız.
Türk illerinin işgal edildiği, İslâm beldelerinin yerle bir edildiği ortamda, bu coğrafyayı yıkanlardan, kan gölüne çevirenlerden medet ummak en iyimser tanımla akla aykırı hareket etmektir.

ÇÖZÜM: Türk Milleti büyük davasına hizmet etmek için yeniden ve tam anlamıyla bağımsız olmak zorundadır. Ekonomik, askeri, siyasi bağımsızlığını elde etmek için doğru bir denge politikası gütmek zorundadır. Türkiye hiçbir devletle savaşmamalı. Birine kendini bağlamaktan sakınmalı. Rusya ile ABD ile elbette işbirliği yapmalı ve dost olmalı ama mahkum ve bağımlı olmamalı. Vesayet altına girmemeli. Sultan II. Abulhamid Han Türk siyasetinin altın kuralı olması gereken bir tarihi ve değişmez kuralı beyan ediyor. Dengeli çok yönlü siyaset uygulanması gerektiğini söylüyor. Ve bir savaştan kaçınmak gerektiğini söylüyor. Çıkacak bir savaşın Cihan savaşına dönüşeceği ve bunun imparatorluğun sonu olacağını belirtiyor ve sebep olacağı faciadan sakındırıyor. Ama ders alan var mı?..
İmparatorluk bir Alman eyaleti haline getiriliyor. Cihan devletinin asırlık çalışmalarını yerle bir edenlere “ Birbirine düşman bu güçleri bir araya getirmeyi nasıl becerdiniz. Nasıl bir hata yaptınız?” diyor. İmparatorluğun parçalanmasını görmeden vefat ediyor.

Türkiye kendi Ortadoğu tezini ve dayanaklarını açık şekilde ortaya koymalıdır. Sadece kırmızı çizgiler ortaya koymak yeterli değildir. Kırmızı çizgi diye tanımlanan başkalarının yapmasını istemediğiniz eylemler listesidir. Önemli olan başkalarının ne yapacağı değil Türkiye’nin ne yapması gerektiği ve ne yapacağıdır. Biz Türk Milleti’nin evlatlarıyız. Yeryüzüne adaleti yaymak için yemin eden bir milletiz. Türkiye, kendi yaşam alanlarındaki tüm sorunların çözümünde etkin garantör ülke olmalıdır.

Bugün, milletimizin, Türkiye’nin, bölgemi¬zin içinde bulunduğu yangından kurtarılma¬sı için, namuslu insanlara, onların gayretine, desteğine, imkânlarına ihtiyacımız var. Tür¬kiye’yi bu çıkmaz sokaktan çıkarmak için aziz milletin yardımına ihtiyacımız var. Bu çileli ve ağır yük tek başına bir grubun kaldırabileceği bir yük değildir. Biz doğ¬runun, doğruların ve hakkın mutlaka başarılı olacağına inanıyoruz. Ve doğruları savunmaya adaleti, hakkı savunmaya ne olursa olsun, ne denirse densin, başımıza ne gelirse gelsin devam edeceğiz.

Allah’a şükürler olsun ki şu ana kadar hayırdan başka bir şey gelmedi. Korkutulmaya çalışıldık, önümüz kesilmeye çalışıldı ama bu dava için çektiklerimiz de bi¬zim için onurdur.

Gayret ve çabamız Türkiye’nin, siyaseti ibadet temizliği ve hassasiyetiyle yapanların yönettiği bir ülke haline gelmesini sağlamaktır.

Çözüm, elli yıldan beri milleti uyaran ehliyetli, liyakatli kadrolar öncülüğünde her alanda Yeniden Milli Mücadeledir. Milli kadroların iktidar olmasıdır.

Milli Devlet, Milli Politikadır.

Bizim muhatabımız Türk Milleti’dir.

Bu yüzden çağrılarımız Aziz Türk Milletinedir.

Sizedir.

(Aykut Edibali – Bayrak Sayı 1293 Başyazıdan)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir.