Haber Nöbeti

reklam

Temiz Siyaset, Temiz Topluma Vesiledir.

Temiz Siyaset, Temiz Topluma Vesiledir.
Mustafa DEMİR
Mustafa DEMİR( mdemir@habernobeti.com )
79
15 Nisan 2019 - 16:38

Temiz Siyaset, Temiz Topluma Vesiledir.
Bilinmelidir ki ancak temiz siyaset ve güven veren adaletle ahlâklı ilkeler, temiz toplumu inşa eder.
Doğru ve temiz siyaset, manevi bütünlüğü sağladığı için Müslümanın ibadetidir. Daha kudretli bir
ifadeyle siyaset; temiz bir hayat içindir ve bütün ibadetlerin abdestidir! İbadetin sıhhat şartını sağlayan
en elzem vasıtadır. Kendimizi, dünyayı imar ve inşa etmenin hakikat elidir. Siyaset, necasetten arındıran
hâl ilmidir. Siyasetteki çirkef sorunumuzun nedeni eylemlerimizi hayat gayemizle birleştiren mayadan
habersizliğimizdir. Yaşantımızı bütünleştiren, bizi değerli kılan bu ibadetimizi, hazırlıksız ve abdestsiz
geçiştirmemiz, abdest bilmezlere imamlık yaptırmamızdan dolayı, necaset kokuşmamıza vesile oluyor.
Öyleyse… Temizlik, doğruluk, meşruiyet, şeffaflık bizimle yayılmaya başlamalı. Bizi kurtuluşa namzet
kılmalı. Kurtarıcı tek doğru olan Allah’ın emirlerine ulaştırmalı. O emirlerle temasımız doğru olmalı.
Allah'ın yardımı, samimiyete, ehliyete, gerçeklere tabi olanlara o zaman olur! Yani doğru işler için ortaya
koyacağımız çabalar, yaratan kurtarıcıya bağlılıktır. Diğer yandan kurtuluşu muhal olan sahte
kurtarıcılardan kurtulmak da şarttır. Çabamızla kurtulma gerçeği, bir iman hakikati olarak zihin yapımızı
yeniden inşa etmelidir. Yarınlar bunun faaliyetini ve arınanları bekliyor. Yarınlar hepimizi sağlıklı bir
inanç içinde, doğru bir hedef için çaba gösterme sorumluluğumuzu idrak etmemizi bekliyor. Bu noktada
doğru inanç ve tercihi geliştirmektir. Bu da bizi, sığındığımız kurtarıcılardan(!) kurtaracak, kaybettiğimiz
yılları-yolları bulmamızı sağlayıp, ihmal ettiğimiz gelişmelere akılla adanabileceğimizi gösterecektir.
Öyleyse bekleme kardeşim. Yalanı dini bir makyajla pazarlayıp uyutana uyarak vakit kaybetme!
Bilesin ki, beklenen sensin, sen! Hem seni bekletenleri, hem de iki dünya için yolunu kesenleri tanıyarak
alını uyandır artık! Şaşkın sistemin ezberlettiği şekillerden de sıyrılarak, partinin dar geldiği bir uyanışla
uyanalım, uyandıralım! Ve tarihin aydınlığıyla, aklın yoluyla, çağı anlayıp kendimize gelelim! “Sizin en

6
hayırlınız, insanlara faydalı olanınızdır” fermanına gecikmeden gönül verelim. Finlandiya gibi “Beyaz
Zambaklar Ülkesine” hangi kurtarıcı gitti Allah aşkına? Düşünelim! Onlar Mesihi de, Mehdi’yi de
bilmezler! Sapkınlığın kılıfı sayılan miskinlik zehrine katılan bu şirk balını tükürelim. Sarhoşluğuyla bizi
emperyalizme köle kılan boş beklentileri red edelim, çabasız yaşamayalım! İnancımızın bize sunduğu
kurtuluş reçetesi emanetler varken, imanın değil, imansızlığın nedeni sayılan siyasî-sosyal-dinî Mesih
veya Mehdileri bekleme şirkinden, kirinden kendimizi tövbeyle arındıralım. Çünkü kurtuluş sadece
Yaratanın emrine uymakla olur. İlimle, ahlâkla, hukukla, eğitimle olur! Kaldı ki vasıfları anlatılmak
istenen “Son Mesih Hz. Muhammed (sav) dir”! O da tebliğ görevini tamamlamış, kıyamete dek sürecek
hayatların en güzel örneğini sergileyerek kurtuluşun esaslarını temsil eden bir önder olmuştur. Emanetleri
insan kalmanın ve Müslümanlığa tekâmül etmenin biricik kaynağıdır.
Zorba Veya Eli Silahlı Kurtarıcı; Barış Dininin Değil, Savaşı Din Edinenlerin İnancıdır.
Öyleyse bekleme böylesi arızalı geleceği ve kurtarıcı meçhulleri! Bekleme Mehdileri, red et
Mehdi’yim diyen sahtekârları! Çünkü iki sahih emanet, Yaratandan kurtuluş vaat eden hakikatler
başucumuzda duruyor! Kurtarıcı olan Allah’tır ve onun emridir. Allah, insanların kurtuluşunu kendi
çabalarına, şifa verici doğrunun hükmünü Kuran rehberliğinde bulup uygulama şartına bağlıyor. Öyleyse
anlayarak kendimizi inşa etme ve arınma seferberliğini çalışmalarla dünyaya ilan etmeliyiz!
Hakkıyla kul olmadan, gerçek insan olmanın, iki dünyayı mamur kılmanın imkânı yoktur!
Kendi kurtuluşunu insanüstü bir insana (haşa Tanrı insana) havale ederek, zulüm ve zorba çarklarını
yağlama ahmaklığından kurtulmalıyız. Ahlâk adına ahlâksızlıktan kendimizi, toplumumuzu kurtararak bir
selim akla, sahih bir inanca erişmeliyiz. Bu büyük görev, hem devlet adamlarının, hem de ilim insanların
namus borcudur. Yoksa bu teslimiyetçi, kirli siyasetle posa kılıcı, kader cahili kılan kederci sükûnetlerin;
sefaletimizi, felaketimizle beraber cehaletimizin bir mahsulü olarak devam edecektir. Düşman
sömürüsüne-hâkimiyetine sessiz kalışımız, bu ve benzeri yalanlara tabi oluşumuzdandır. Bu durum,
insanın kendini inkârıdır. Mistik bir yalanı kabule mahkûm kılınmanın bağışlanmaz bu sonucu,
sürünmemizin de nedendir. “Mesih gelecek” lafı “İsa gelecek” lafının yeşil bir örtüsüyse eğer, Allah
korusun, şirke bulandık demektir. Son peygamber bellidir! Hz Peygamberi Hz. İsa’ya ümmet yapacak
hurucun beklentisi, tarih içinde çelici rüzgâr estirmiş bir imansızlık fitnesidir ve sonu inkârdır.
Son Peygamber Hz. Muhammed’dir (sav). Beklenen son kurtarıcı değil haşa ama son tebliğci,
kurtuluşun bilgisini bilince dönüştürmenin ikramını yapan önceden geldi! Asla ondan sonra da gelen
olmayacak! Öyleyse Mesih’ten’ maksat peygamberse, bu da son peygamberin inkârdır. Kurtuluşun
reçetesi vahiy, son elçiye geldi ve apaçık önümüzde duruyor. Öyleyse bekleme! Bilesin ki; beklenen
sensin ve senin uyanışındır! Kendini keşfetmendir, ilim ve hikmetle donatmandır! Seni, beni, hepimizi
aciz kılan ve bizi çıkmazda bekletenleri tanıyarak dirilme vaktidir vakit! Kendimizi beklemeye mahkûm
ederek zulme mühlet vermeyelim! Ateş bacayı sardı, yanan biziz, kardeşimizdir, coğrafyamızdır!
Sahte Partilerin, yetersiz cemaatin-cemiyetin-tarikatın dar geldiği büyüklük için hep beraber hakikate
sarılma vaktidir! Tarihin aydınlığıyla, aklın yoluyla, çağı anlayıp kendimize yeniden gelmemiz lazım!
Yolumuz doğru olursa, mukadder iyiye kavuşuruz. Başkasına ihale edilmiş kurtuluş ise yalandır!
Kurtuluşumuzun ilk hamlesi milletin uyanışıdır. Önce yolunu kapatanları süpür. Onları önüne
değil, ardına katarak kendin ol ve sonra şekil almış ellerle tutuşarak yürü!
Tutacağın, güç vereceğin ve güçleneceğin eli mi sorarsınız bana!? O, refakat edebileceğiniz dost,
ihanet sayılacak hafifliklerin hepsinden bilinçli olarak sakınmış olan evlatlarının ocağı şimdiki adıyla
Millet Partisidir! Millet Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisinin mektebi; Yeniden Milli Mücadeledir!
Yeniden Milli Mücadele hareketiyle milletimize salık verebildiğimiz yol işte bu yoldur! Yapay nizalarla,
asıl meseleleri gizleyip unutturanlara karşı bastırılan sesiniz ve gücünüz olmuş bu evlatlarınız, sizi
davanıza, vazife başına çağırıyor. Sizi, unutturulan yolunuza çağırıyor. Bunlar, yarım asrı geçmiş
düşmanlarınıza karşı mücadeleleriyle, hep bedel ödeyerek bu mübarek yolu takip ediyorlar! Bu has
evlatların, daralan çembere, seyreden durumun vahametine dayanarak, millet olarak hepinizi uyanışa,
gerçek hürriyete sahip çıkmaya ve saflarına davet ediyor. Büyük davanın, mücadelesini vererek geldiği
yıllarla pişmiş, kurtuluş programının idrakine ermiştir! Şimdi, bu kadrolarının rehberliğinde aydınlık
günlere erişmenin vaktini müjdeleyerek size ‘birlik için artık gel!’ diyor.
Büyük insanlık zaferini müjdeliyor hepimize! İstenen mi? Hepimizi oyalayanların, zaman
kaybettirenlerin peşinden k-o-p-u-p, “Millî Mücadeleyi” veren Millet Partisinin safına davettir ve
“Muhteşem Türkiye” için buluşmaktır!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir.