Haber Nöbeti

Balikesir escortAydin escortMuğla escortKahramanmaraş escortYozgat escortGiresun escortDidim escortÇorum escortErzurum escortZonguldak escortSivas escortDüzce escortTokat escortOsmaniye escortKutahya escortMardin escortFethiye escortOrdu escortAlanya escortİstanbul masaj salonuAdana masaj salonuAydın masaj salonu

reklam

MUHTEŞEM BİR TEVEKKÜL ÖRNEĞİ :HENDEK SAVAŞI

MUHTEŞEM BİR TEVEKKÜL ÖRNEĞİ :HENDEK SAVAŞI
Serap UYSAL
Serap UYSAL( suysal@habernobeti.com )
1961 Adana doğumlu. 1981 de Kur'an Kursu öğretmeni olarak göreve başladı. AUAOF SOSYAL BILIMLER mezunu. 2007'de emekli oldu. 4 çocuk annesi. Yayınlanmış iki kitabı var.
31 views
31 Mart 2020 - 15:35

TEVEKKÜL ,konusu müslümanın hayatında çok önemli bir yer tutar .
Öyle olduğundan gerek KURAN-I KERİM’ de gerekse hadislerde , gerekse bu emirlere sımsıkı sarılıp yaşayan peygamberimiz ve sahabe-i kiramın hayatından muhteşem tevekkül örnekleri görmek mümkündür .
TEVEKKÜL ,hayatımızın her anını kapsayan bir inanç düsturumuzdur .
Mart ayı Hendek Savaşının yıldönümüdür .
Bu vesileyle daha önceki yazılarımızda ele aldığımız tevekkül konusuna Hendek SAVAŞI’ndaki muhteşem riayetin nasıl büyük zafer ve fetihlere yol açtığını görmemiz,SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ (SAV),ve onun sadık sahabelerinin bu zor şartlarda tevekkül inançları sayesinde nasıl ayakta bir kale gibi dimdik durduklarını görmemiz mümkündür .

Hendek Savaşı: Müslümanların çok zorlandığı savaşlardandır.

HANGİSİNDE ZORLANMADILAR Kİ ,DESEK :HEPSİNDE! CEVABIN VERİRİZ AMA HENDEK SAVAŞI sadece bir savaş değildi .

O günlerde ayrıca kıtlık da vardı .
Tüm İslam karşıtı ,müslümanları yok etmek isteyen unsurlar birarada idiler .
Müşrikler ,çevredeki Yahudi kabileler ve paralı askerler ,içerde münafıklar…
Hepimiz biliyoruz ki ,sahabeler karnına taş bağlayarak hendek kazarak bu savaşa hazırlanmışlardı .
Yine biliyoruz ki ;Peygamber EFENDİMİZ iki taş bağlamıştı karnına :AÇLIKTAN !
Ama yine de alınacak tüm tedbirler alındı .
SELMANÜL FARİSİ’nin teklifiyle şehri korumaya alacak şekilde hendekler kazıldı .
Kadın ve çocuklar biraraya getirilip korunaklı bir eve yerleştirildi.
MEDİNE’DE yaşayan YAHUDİLERİN ihanetinden korkuluyordu ki, korkulan başa geldi .
AMA SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN ALDIĞI ÖNLEMLER İLE YAHUDİLERİN OLASI BİR SALDIRISI DA ENGELLENDİ .

Ve muhteşem bir savunma savaşıyla müslümanlar galip geldiler .
Çünkü onlar ellerinden gelenin en iyisini tüm imkansızlıklara rağmen yapmışlar, ALLAH’a tam bir teslimiyetle yönelmişler ve neticede ;
ALLAH’IN YARDIMI ERİŞMİŞ HEM ZAFERE KAVUŞMUŞLAR HEM DE
müşriklerin herşeylerini bırakarak kaçmaları neticesinde kıtlıktan kurtulmuşlardı .
” Ey iman edenler! Allah’ın size şu lutfunu hatırlayın: Üzerinize düşman ordusu gelmişti de onların üzerine şiddetli bir fırtına ve göremediğiniz bir ordu göndermiştik. Allah bütün yaptıklarınızı görmekte idi.”AHZAB SURESİ 9

“Mü’minler Hendek Harbi için toplanıp gelmiş düşmanı gördükleri zaman, “Allah’ın ve Resûlünün bize va’dettiği işte budur, Allah ve Resûlü doğru söyledi” dediler. Bu onların iman ve teslimiyetlerini artırıp (pekiştirdi).” (Ahzâb sûresi, 22)

BU AYET-İ KERİMELER HENDEK HARBİNİ ANLATIYOR

Medine önlerinde, hicretin 5. yılı Şevval ayının 7’sinde (1 Mart 627) başlayıp Zilkade’nin 1. günü (24 Mart 627) sona eren savaşa, şehrin müdafaası çevresine kazılan hendeklerle sağlandığı için Hendek Gazvesi denilmiştir.
Kur’ân-ı Kerîm’de kullanılan “ahzâb” (hizipler, gruplar) tabirinden dolayı bu savaşa “Ahzâb Gazvesi “adı da verilir. AHZAB sûresinin 20 ve 22. âyetlerinde, Medine’yi kuşatmaya gelen müttefik düşman kuvvetlerinden “AHZAB” şeklinde bahsedilmekte, bazı âyetleri söz konusu savaş hakkında nâzil olduğu için sûre de adını bu kelimeden almaktadır.

Ahzab orduları, Medine’yi üç tarafından çevirmeyi düşünüyorlardı. Yaklaşık 5,5 km. uzunluğundaki hendeğin genişliği 9 m., derinliği ise 4,5 m. kadardı .. Kureyşliler ve müttefikleri böyle bir hendekle karşılaşacaklarını hiç düşünmedikleri için şaşırıp kaldılar. Zira hendekler, düşman süvarilerini hücumdan caydıracak bir genişliğe sahipti ve gece gündüz müslümanlar tarafından kontrol altında tutuluyordu.

Müslümanlar Hendek Gazvesi’nde büyük sıkıntılara mâruz kalmış ve kalabalık düşman ordusu karşısında endişeye kapılmışlardı.
Hiçbir olayda namazını geçirmeyen Hz. Peygamber’in kuşatma sırasında öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını geceleyin hep birden eda etmek zorunda kalması onun ve ashabının çok zor şartlar altında mücadele verdiklerini gösterir.
Kur’ân-ı Kerîm, müttefik birliklerin gelişini ve bunun karşısında bazı müslümanların nasıl endişeye kapıldıklarını şu âyetlerle tasvir eder:

“Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın; hani size ordular saldırmıştı da biz onlara karşı bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah ne yaptığınızı çok iyi görmekteydi. Onlar hem yukarınızdan hem de aşağı tarafınızdan üzerinize yürüdükleri, gözler yıldığı, yürekler gırtlağa dayandığı ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman, işte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğramışlardı.

O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, “Meğer Allah ve resulü bize sadece kuru vaadlerde bulunmuşlar” diyorlardı. (Ahzâb SURESİ /9-12);

“Allah, o inkâr edenleri hiçbir fayda elde edemeden öfkeleriyle geri çevirdi. Allah’ın yardımı savaşta müminlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir” (el-Ahzâb 33/25).

Düşmanın hücumları hiç kesilmiyordu. Hattâ bir gün Allah Rasûlü (s.a.v) Efendimiz İkindi namazını vaktinde kılamayıp güneş battıktan sonra kazâ etmişlerdi. Korku namazı henüz teşri buyrulmamıştı.

Buna çok üzülen Rasûlullâh (s.a.v), hakkında “gözümün nûru” buyurduğu namaz ibâdetinden alıkoyan müşrikler için:

“Onlar nasıl güneş batıncaya kadar bizi meşgûl edip namazdan alıkoydularsa, Allâh da onların evlerine, karınlarına, kabirlerine ateş doldursun!” diyerek bedduâ etti. (Buhârî, Meğâzî, 29; İbn-i Sa’d, II, 68-69; İbn-i Kesîr, el-Bidâye, IV, 112)

Bu arada Benî Kurayza Yahûdîleri de müslümanların içine düştüğü zor durumdan istifade ile isyan çıkararak Resûlullâh ile aralarındaki muâhedeyi bozdular. Böylece muâhedeyi ikinci defâ bozmuş oluyorlardı ve bu, onların ikinci büyük ihâneti idi. Müslümanlar iki ateş arasında kaldılar. Yahûdîler, müşriklerin reisi Ebû Süfyân’a elçi göndererek:

“–Siz sebât edin! Biz Müslümanlara arkalarından saldıracağız, onların köklerini kazıyacağız!” dediler.

Bu ihânet, Allâh Resûlü’ne çok ağır geldi.
Fakat O, dâimâ Allâh’a tevekkül ve teslîmiyet hâlindeydi. Bu yüzden, bu müşkil durum karşısında da:

“Hasbünallâh ve ni’me’l-vekîl: Allâh bize yeter! O ne güzel Vekîl’dir” buyurdu. (Vâkıdî, II, 457; İbn-i Sa’d, II, 67)

Benî Kurayza Yahûdîlerinin baskınına uğramadan sabaha çıkıldığı zaman, mü’minler rahat bir nefes alıyorlardı. Hazret-i Ebûbekir:

“Medîne’de çoluk-çocuğumuz hakkında Benî Kurayza’dan duyduğumuz korku, Kureyş ve Gatafân ordularından duyduğumuz korkudan daha fazla idi. Zaman zaman Sel Dağı’nın tepesine çıkıp Medîne evlerine bakar, onları sükûnet ve huzur içinde gördükçe Allâh’a hamd ve şükrederdim!” demiştir. (Vâkıdî, II, 460)

Ümmü Seleme vâlidemiz de o zor günleri şöyle anlatıyor:

“Ben, Resûlullâh’ın yanında, çarpışma ve korkuların yaşandığı Müreysî, Hayber, Hudeybiye, Mekke’nin fethi, Huneyn gibi birçok gazâlarda bulundum. Bunların hiçbiri Resûlullâh için, Hendek’ten daha zahmetli ve daha korkulu olmamıştır.
Benî Kurayza’nın çoluk-çocuğumuza baskın yapmayacağından emin değildik.” (Vâkıdî, II, 467)
Peygamber Efendimiz ve ashâbının, müşriklerin kuşatması altında ağır bir imtihandan geçtiği ve âdeta “yüreklerin ağza geldiği” bu esnâda şu âyet-i kerîme nâzil oldu:

“Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hâli (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?
Onlara öyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hattâ peygamber ve berâberinde îmân edenler; «Allâh’ın yardımı ne zaman?» derlerdi.
Bak işte! Gerçekten Allâh’ın yardımı yakındır.” (el-Bakara, 214)[18]

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HENDEK SAVAŞI’NDA YAPTIĞI DUA
Savaşın en zorlu günleriydi.
Allâh Resûlü ve müslümanların iyice bunaldığı bir anda ellerini yüce dergâha öyle bir kaldırarak dua dua yakardı ki Sevgili PePeygamberimiz:
“Ey Rabbim!
Ey Kur’ân-ı Azîmüşşân’ı gönderen Allâh’ım!
Ey düşmanlarla hesâbı tez gören Rabbim!
Sen Medîne önünde toplanan şu Arap kabîlelerini hezimete uğrat!
Allâh’ım! Onları hezimete uğrat, topluluklarını kır, irâdelerini sars da yerlerinde tutunamasınlar!” (Buhârî, Meğâzî, 29)

Allâh Resûlü, bu duâsını henüz bitirmişlerdi ki, mübâ­rek sîmâlarını pür-tebessüm sürûra gark eden ilâhî yardım tahakkuk etti.
Kuşatmanın uzaması düşmanın moralini zaten bozmuştu.
Sevgili Peygamberimiz(SAV)in duasının hemen akabinde sert ve keskin bir fırtına, düşman saflarına doğru esmeye başladı.
Önüne ne gelirse savuran müthiş bir kasırga, Medîne vâdisinin toz ve toprağını müşriklerin yüzlerine ve gözlerine doldurdu.
Çadırlarını söküp uçurdu.
Yemek tencerelerini devirdi, ateşlerini söndürdü.
Yük develeri ve süvârî atlarını birbirine karıştırdı.

SANKİ HER ŞEY ÜZERLERİNE SALDIRIYORDU

Bu semâvî âfet ve ilâhî azâbın üzerlerine indiği müşrikler, perişan bir hâle düştüler.
Savaşa en hırslı olanlardan Ebû Süfyân bile bin bir çâresizlik içinde, as­kerlerine:

“–Ben geri dönüyorum. Siz de yola çıkın!” diyerek devesine bindiği gibi Mekke’nin yolunu tuttu.

Bütün ağırlıklarını, yanlarında bulunan eşya, yiyecekve benzeri ne varsa atarak geri döndüler.
Öyle bir kotku salmisti ki Allah Peygamberimizin duadina icabetle onlarin kalplerine…
Sanki her şey üzerlerine saldırıyor sanıyorlardı.
Ve heme hemen bir ay suren kuşatma ve evvelinde de acliktan karınlarına tas bağlayarak hendek kazan basta Peygamberimiz(sav) olmak üzere yum müslümanların yuzu gülüyordu. Nasıl gulmesin ki?
Allah ‘Sabredenlere müjdele” buyurmuştu ve onlar da bu müjdeye kavuşmuşlardı. Az da olsa karşılıklı iki ordu biraraya gelmese de yine de şehitlerimiz vardı.
Savasın bitmesi ve ganimetlerin ele geçip sıkıntılı kıtlık günleri sona ermisti ama sehitlerin üzüntüsü hele ki Sa’d bin Muaz’in şehit olması herkesi çok üzmüştü.
Sıra bu savaş esnasında Ihanet eden Yahudilerdeydi. Ve hemen vakit gecirmeden onların da ihanetinin bedelini ödemesi gerekiyordu.
Inşaallah Sa’d bin Muaz’i ve Yahudilerle yapılan son savaşı ilerki bir yazımızda insaallah yazarız .
Tevekkülün en güzel örneklerinden olan bu savaşı ve Hz. Sa’d bin Muaz’i rahmetle anmak ve anlamak bizler icincok önemlidir.
Aradan 1395 milâdi yil geçmis bu savaş üzerinden ama verdiği dersler baki …
“Tarih tekerrurdur”diye biliriz .
“Hatalar olmasaydı hiç tekerrür eder miydi?”
*
Tüm bela ve musibetlerin ,virüslerin, koronalarin ve illetlerin,zilletlerin ,zulmetlerin üzerimizden, Islam Dünyasından ve tum insanlığın uzerinden kalkması dilek ve duasıyla …
Sağlıcakla kalin .
Evde kalın
Hayat eve sığar .

SERAP UYSAL
Emekli Kur’an Kursu Öğretmeni

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir.