Haber Nöbeti

reklam

MİLLİ EĞİTİMDEKİ  TESLİMİYET! DİLDEKİ HAÇLI İSTİLASI!   

MİLLİ EĞİTİMDEKİ  TESLİMİYET! DİLDEKİ HAÇLI İSTİLASI!   
Mustafa TEMİZER
Mustafa TEMİZER( mtemizer@habernobeti.com )
56
09 Eylül 2019 - 17:43

MİLLİ EĞİTİMDEKİ  TESLİMİYET!   DİLDEKİ HAÇLI İSTİLASI!                                                                                                                                                     

27 Aralık 1949’da ABD ve Türkiye arasında “Fulbright Eğitim Antlaşması” imzalanır. Bu antlaşma ile çocuklarımızın eğitimi ve geleceği Amerika’ya teslim edilir. Antlaşmanın her bir maddesi başka bir teslimiyeti ifade etmektedir. Teslimiyetin özetini antlaşmanın 5. Maddesi yapmaktadır.

Madde 5- Komisyon dördü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve dördü ABD vatandaşı olmak üzere sekiz kişiden müteşekkil bulunacak. Bunlara ilaveten ABD’nin Türkiye’deki diplomatik heyetinin başı komisyonun fahri başkanı olacak. Oyların eşitliği halinde kararı komisyon başkanı verecek.

Bu antlaşmayla Türk çocuklarının bütün kademelerindeki hem müfredatları hem eğitimlerinin nasıl olacağı tamamen Amerikalıların keyfine bırakılmıştır. Milli eğitim adeta haçlılara teslim edilmiştir. Onların hazırlayıp uyguladığı programlarla kendi değerlerinden uzak, aşağılık duygusuna  sahip batı hayranı olarak yetişenler devletin tüm birim ve kademelerine yerleştirilmiştir.

70 Yıl geçmiş olmasına rağmen yürürlükte olan bu antlaşmanın milletimize verdiği zarar yetmiyormuş gibi ABD’nin gözümüzün içine baka baka Türkiye aleyhine terör örgütlerine her türlü destek sağladığı biliniyorken en yetkili ağızlardan, Cumhurbaşkanından bu antlaşmanın feshedildiği açıklamasını duymamız gerekmez mi?

Bu antlaşma ile milli kültürümüzün korunmasında ve yeni nesillere aktarılmasında vazgeçilmez ve tek araç olan dilimizin nasıl yabancı dillerin istilasına uğratıldığını düşünebiliyor muyuz?..

Türkçesi varken yabancı dillerden konuşma diline geçmiş; sunucu yerine spiker, basın yerine medya, fazladan yerine ekstra, çok iyi yerine süper,  tam yerine ful, giriş yerine antre, isteklendirme yerine motivasyon, sevimsiz yerine antipati, binek yerine sedan, hareket yerine spor, alıştırma yerine egzersiz, dal-kol yerine branş, etiket yerine bandrol, müsabaka-karşılaşma yerine maç, seminer yerine kurs, ikinci müsabaka yerine rövanş, hediye yerine promosyon, amca-dayı-hala-teyze çocukları yerine kuzen gibi binlerce kelime var. Günlük hayatımızda Türkçe kökenli kelimelerden üç dört kat daha fazla yabancı kelime kullandığımız halde Türkçe konuştuğumuzu söyleyebilir miyiz? Dildeki yozlaşma ve istila 1918’de haçlılar tarafından istila edilen vatanımıza benzemiyor mu?..

Bu istila, kelimelerle kalmıyor. Arkasından cümleler geliyor. Cümlelerin ardından dilin tamamen yozlaşması geliyor. Dil toplumların kültürlerini nesilden nesile taşıyan birer iletişim aracıdır. Yabancı dillerin istilasına uğramış bir dil, kendi milli kültürünün taşıma aracı olmaktan çıkıp yabancı kültürlerin taşıyıcısı haline geliyor. Toplum her alanda yabancılaşmaya başlıyor. Bunun içindir ki bütün gelişmiş ülkeler kendi dilini kullanıyor.

Ne yapılmalı?

– Anlaşma derhal feshedilmeli                                                                                                                                                       – Eğitim dili Türkçe olmalı; başka dille eğitim yapılmamalı.                                                                                                      – Çok uluslu şirketler hariç, ticari kuruluşlar isimlerinde, tabelalarında, ürünlerinde; şahsi eşyalarda ve tüketim maddelerinde Türkçe dışında bir kelime kullanılamaz olmalı.                                                                               – Karamanoğlu Mehmet Bey’in “ bundan sonra hiç kimse divanda, dergahta, mecliste, meydanda ve dahi her yerde Türk dilinden başka söz söylemeye.” fermanı siyasilere ders olmalı.

Siyaset, çözüm bulma ilim ve sanatıdır. Siyaset çözüm üretme merkezidir. Ülkemizin tüm sıkıntı ve problemlerinin baş sorumlusu siyasetçilerdir. Çünkü insanları sevk ve idare edecek irade siyasete teslim edilmiştir. İyi bir siyasetçi önce dürüst bir insan ve iyi bir devlet adamı olmalıdır.

Melik Şah’ veziri Nizamülmülk “Siyasetname” de ” siyaset vuku muhtemel bir hadise karşısında tedbir alma sanatıdır.. Hadise başa geldikten sonra tedbir almaya kalkışmak ahmahlıktır” diyor. Yani devlet adamı süprizlerle karşılaşmaz. Yangın çıktıktan sonra tedbir almak ahmakların işidir.” diyor.

Ülkeyi ve milleti felaketlerden koruyacak, devletin bekasını sağlayacak, iç barışı ve birliği sağlayacak olan siyasettir, siyasal yönetimdir. Siyasiler sorumluluklarını yerine getirmeli; getiremiyorsa işi ehline bırakmasını bilmeli.

Çare milli siyaset ve Millet kadrolarının iktidar olmasıdır.

Milletimizi uyanıklığa, sorumluları görevlerini yapmaya ve bu kötü gidişe dur demeye davet ediyoruz. (Bayrak sayı 1290 -Türkçe Garip Kalmış Anadilim-Muammer Açıkgöz – Siyasi Mücadelenin Zaruriyeti ve Şartları!- Yahya Demeli)

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir.