Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-0.09
BIST 1,482
%1.08
Dolar 7.25
%1.71
Euro 8.88
%0.17
Altın 416.37

KÖYLÜMÜZÜN ALIN TERİ, ÇALINIYOR. GAYRİ-MİLLÎ TOPRAK POLİTİKASI, DEĞİŞTİRİLMELİDİR.

62 defa okundu kategorisinde, 16 Şub 2021 - 23:45 tarihinde yayınlandı
reklam

KÖYLÜMÜZÜN ALIN TERİ, ÇALINIYOR. GAYRİ-MİLLÎ TOPRAK POLİTİKASI, DEĞİŞTİRİLMELİDİR.

Yüksek Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Kentleşmede Risk Yönetimi Uzmanı, Veteriner Hekim TAMER YAKANER

Türkiye’de neden köylünün ızdırabı vardır ? Köylü, niçin sefaletin bataklığında bulunmaktadır ? Global anamalcı örgütler, şerir güçler; tarlasında, bağ bahçesinde meşgul, işine gücüne bakan, tabiat ile içli dışlı, helalinden rızkını çıkaran, vatanperver mazbut köylü yerine işi gücü bırakıp kentlerin izbelerinde yaşamağa mahkûm olan, aç, sefil, bikes, biçare ırgatlar istiyor. Zira açlık, esirler doğurur. Açlığın açtığı kin ve dert ile vaatlerine kapılacak, dünyaperest, bîşuur sürüler; istiyor. Hâlbuki ziraat ve çiftçilik işlerinde huzur ile rahatını bırakarak elde ettikleri ürünler ile milleti doyuran köylü; milletin efendisidir, hatta dünyanın efendisi yani “velinimet-i âlem”dir.

Türkiye’de, arazi boldur. Köylü, çalışkandır. Fakat imkânlar, mevcut değildir. Tonla namüsait şerait karşısında çiftçilik yapmakla geçimini temin etmek çabasında bulunan köylünün, başarı şansı azdır. Çiftçilerin hâli, Anadolu’nun her yerinde aynıdır. Belini büken banka kredisi, borç batağı, zorlu yaşam kavgası derken iki büklüm olan köylümüz; hep aynı ızdırap çukurundadır. Sahipsizdir. Politik mülahazalar ve ihtilal planları ile meselesini istismar edenler de vardır. Ama köylü; yine yalnız, naçardır. “Köylü dramı”, “Köylü milletin efendisidir.” avazeleri ile ortalığı çınlatanların; Anadolu köylüsü ile arasında yaşayış ve düşünce açısından derin uçurum vardır. Türkiye’de yabancı ideolojili mankenlerin çizdiği köy tipi ile köylerimiz arasında ve söylediği köylü ile köylümüz arasında; zerre rabıta yoktur. Ülkesel politika; mankurtlaşıyorken tarlaları taşlaştırıyor ve köylüye felaket getiriyor. Gayri-millî tarım politikası, değiştirilmelidir. Gayri-millî tarım politikası, köylümüz adına korkunç bir tuzaktır. “Millî toprak politikası”, zarurettir. Gayri-millî tarım politikasında; çiftçinin mahsulü her yıl bir afete uğrar, o da hep gelecek yıla umut bağlar. Çiftçiye siyaseten vaatlerin vücut bulması da hep çıkmaz ayın son çarşambasıdır.

Türkiye topraklarının taş yığını hâlini alması ihtimali; derin kayıtsızlık, mesuliyetsizlik, neme gerekçilik vesikasıdır. Acı vesika; Türkiye topraklarını badiye, köylüyü sefil ve muhtaç sürüler eylemeyi isteyen halk düşmanlarının da iğrenç ihanetini sağır sultan bile duyacak bir feryattır. Köylümüz ve müstahsilimiz; huzur ve rahatı terk ile helalinden iktisap ettiği nimetin, uğrunda alın teri döktüğünün hakkını alabilmek için her yere başvurur. Ama her türlü karaborsacılığın, faizciliğin, üçkâğıtçılığın diz boyu olduğu bir düzende; köylümüzün sesine kulak veren olmaz. Köylümüzün ürünleri ile beraber atiye ait ümitleri, sokağa döktürülür. Köylümüz, sömürgenlik ile bedhahların kucağına atılmak istenir. Köylümüz, iktisap ettiği ürünün karşılığını alamadığı için fakirlikle boğuşur. İstismarcılar; ona tuzak kurar, sefalet edebiyatı yapar. Elbette milletçe fakirleştirilmek ve âcizleştirilmek isteniyor isek bu istek; ideolojiler arasındaki kavganın, iktisadi cephedeki tezahürüdür. İdeolojiler kavgasının icabı olan iktisadi imkânlarımızın zayıflatılması ve yıkılması; düşman ideolojilerin bir can damarımızı, silahımızı elimizden alması manasını taşır.

Gayri-millî tarım politikası, hiçbir devirde millete hayır getirmemiştir. Topraktan alınan ürünü yok pahasına, ölü fiyatına satmaya eli mecbur olan köylü kitlesi bulundukça; ülkede köylünün yüzünün güldüğünden dem vurmak, düpedüz kitlelerin biçareliği ile dalga geçmektir. Küresel anamalın boyunduruğu altında inlerken toprak ekonomisi, köylünün derdine deva bulunamaz. Toprağın yabancı milletlerin maliyelerince sömürülmesine karşı uyanan ulusal şuuru dejenere etmek için uydurulan her mankurt reform aldatmacası, köylümüzden gereken cevabı alacaktır. Karşılığını alamadığı mahsulü biraz daha fazlalaştırmak da köylünün yarasına merhem değildir. Köylünün alın teri ile dolan silolar, köylünün cebi yerine ecnebi ciroları dolduruyor ise; tarım reformundan bahsedilemez. Zira Türk köylüsünün meselesi : “Toprak üzerindeki gayri-millî ve istismarcı baskıyı kaldırmaktır.” Köylümüzü korumanın yolu, millî toprak siyasetine dönüştür.

Bugün de Türkiye’de köylünün mahsulünün fiyatı; tüm yarım yamalak tedbirlerin dubarasının ötesinde, alabildiğine düşük değil midir ? Köylünün istihsalinin, onu geçindirecek bir sınırdan çok aşağı fiyatlarda değer gördüğü hilaf mıdır ? Namuslu tüccar, esnaf, sanayici; merkezi yurt dışı olan, mesela Wall Street olan, Londra, Paris, Moskova, Pekin ayaklı korkunç, beynelmilel soygun ekonomisinin ücretlisi hâline gelmiş gibi değil midir ? Gayri-millî devlet politikasının bir sonucu; Türk Milleti’nin sofrasına konan ekmeğin en azından yarısı, haince çalınmaktadır. Sözün kısası : “Köylümüzün alın teri, çalınıyor. Gayri-millî toprak politikası, değiştirilmelidir.”

Türkiye, her şeyden evvel bir ziraat ülkesidir. Türkiye’mizde halkın refahı için gerçekten millî iktisat, millî tarım politikası izlenmedikçe; köylümüzün ruzuşeb emekleri, gecesini gündüzüne katarak çalışmaları; karnının doymasına dahi yetmeyecektir. Nitekim köylümüz; perişan, aç ve sefalet içindedir. Millî devlet yörüngeli millî tarım politikası eliyle; millet düşmanı kuvvetlerin iktisat politikaları ile köylümüzün haklarını istismar etmelerine yönelik tertipleri önlenmelidir.

Gayri-milli ideolojilere yataklık yapan müesseseleri millî hâle getirecek, beyinleri emperyalist kültürlerin tasallutundan kurtaracak, beynelmilel dış güçlerin maliyesinin çıkarları yerine millî çıkarlara göre işleyen millî iktisadı kuracak, partiyi, ferdi değil de milleti iktidar yapacak “millî devlet” idealiyle yönetilirse devlet; millet felah, refah bulur, makûs talihin kıskacından kurtulur.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Tamer YAKANER

Yorum Yaz