Haber Nöbeti

reklam

HAYATIN ANLAMI veya ANLAMIN HAYATI

HAYATIN ANLAMI veya ANLAMIN HAYATI
Mustafa DEMİR
Mustafa DEMİR( mdemir@habernobeti.com )
112
08 Mayıs 2019 - 19:14

HAYATIN ANLAMI veya ANLAMIN HAYATI

Hayatı dolu dolu yaşamak… Dolu dolu derken sevinçler, mutluluklar, hüzünler, hasretlikler, ayrılıklar gibi kavramları da kapsayan yaşanmışlığın farklı ikliminden bahsediyorum. Yaşarken bu kavramlardan hiç birini tadamazsak hayatın kendisi sanal olur veya aksesuar mahkûmiyeti olur. Tadı tuzu olamazdı, tat ve ders alamazdık. Hüzün, hasret, ayrılık bize acı dolu duygular yaşatsa da onlarsız hayatın zorluklarını aşıp direnmenin huzuruna ulaşamazdık. Zorluklar bizim yaşam irademizi biler, hayata tutunmayı öğretir.

 

Bilmek ve gülmek; hayatın denge unsurlarıdır

Hayat; ağlamak, üzülmek, sevinmek ve çözüm çabasının toplamıdır. Üzülmesini, ağlamasını bilmeyen; sevginin ve insanlığın değerini zor kavrar. Ayrıca bilmekle gülmek de hayatı dengeleyen güzel olgulardır. Bazen insana çok acı veren ıstıraplar, büyük mutlulukları, hatta insan kurtuluşunun başlangıcı olur. Çok şeyin doğuşu bazı şeylerin batışındadır. Böylece hayat, renklerin gökkuşağını, perspektifini gördürür insana. Sonuçta yaşadıklarımız, acısıyla, tatlısıyla idrak mayamıza katkı sağlar.

Kaderimiz zaten yaptıklarımızla bir bütün. Tercih etme irademiz, yazgımıza mürekkeptir. Onunla yazarız emel ve amel defterimizi… Anlamı olan hayatı yaşarken, hem sorumluluk, hem de zevk almayı bilmeye yol alırız. Var olan ve olacak problemlere kendimizi tüketmeden, çürütmeden ‘nasıl kurtulurum’ un hesabını yapıp, çözümünü uygulayarak hayatımıza devam akıl-beden sağlığımıza katkıdır.

Yaşamak güzeldir, hayatın devamı güzeldir. İnsan için hayat sadece yeme, içme ve nefes almakla sınırlı olamaz. Sevgi, saygı, okuma, sağlık, çalışma gibi değerler, hayatımızın vazgeçilmez ihtiyaçlarındandır. Seversek seviliriz. Bu da bizi mutlu eder. Seversek anlamlı beraberlikleri yaşarız, kardeşleşiriz ve dostluğu paylaşırız. Okursak öğreniriz. Bu da bizim kendimizi geliştirmemizi sağlar. Sağlık da bütün güzellikleri takip etmede çok önem vermemiz gereken emanettir. Hayatımıza güzel şekilde devam etmemiz için sağlıklı yaşamamız gereklidir. Ölçülü yiyerek, dinlenerek kendimize bakmalı ve faydalı aktivitelerle vücudun pas tutmasını engellemeliyiz. Yiyip, içip yatmakla sağlık olmaz. Çalışırsak hem sağlığımızı sigortalarız, hem de hayatımız için gerekli maişeti kazanırız. Hem maddi hem de manevi yönden, çalışırsak imkânlarımız geleceğe sermaye olur. Bu da rahat hareket etmemize imkân sağlar. Kimseye muhtaç olunmaz, aile ve çocuklarımızla düzenli, düzeyli hayat yaşamış oluruz.

 

Büyürken Büyüklenmemek…

Hayat; çocukken büyümek, büyürken büyüklenmeden ebedi âleme yaptıklarımızın karşılığını almak üzere, sınanmışlığın nimet veya külfetlerine yaklaşmak üzere zamanı yudumlamaktır. Bunun için de anlamlı, karşılığı olan değerler için mücadele gerekir. Var olmanın bir amacı ve bu amaca uygun çaba insanı muhterem kılar. Amacın olmaması hedefsiz olmak ve kendimizi heder etme iflasıdır. Anlam, anlamayla, sahih yaşamla, başkaları için de huzurun zemini oluşturulur. ‘En faydalı olmak, en hayırlı olmaya’ doğru yol aramaktır.

Hayatın anlamını kâğıda dökmek zor ama zamana işlemek gerekli olanıdır. Hayat, yaşayarak, uçlaşmadan ve yaşatarak anlam kazanır. Her yeni dakikalarda tercihlerle-tövbelerle hayat başka anlamlar kazanıyor. Kimimiz evrilerek, kimimiz devrilerek kayıtlı yeni an’lar ile buluşuyoruz. Ben üniversite okumak için gurbete ilk gittiğimde hayatım çok değişti. Özel bir yurttan kiralık eve çıktım. Bir meçhule atılan önemli bir adımdı bu. Ve bu bana çok şeyler öğretti. Hayatımın sorumluluklarını taşımamı öğretti. İmkânımı heba etmemeyi, seçmeyi, kendimi kendimden daha iyilerle geliştirmeyi öğretti. Ailemin kıymetini, yarınıma hazır olmanın zaruretini bana benimsetti. Uyurken üstümü açmamayı ve hasta olmamayı öğretti. Düşündürdü ve buldurdu birçok şeyi bana. Mesela arkadaş seçiminde çok dikkatli davranmaya başladım. Kendi işimi kendi başıma halletmeyi öğrendim. Paramı en ekonomik şekilde kullanmaya başladım. Ama bundan önce böyle değildim. Cebime giren parayı, yarını düşünmeden harcardım. Yanlış arkadaşlıklar kurardım. Bunlar benim için gurbet hayatında öğrendiğim güzel şeyler. Gerçekten hayat kalabalığı veya yalnızlığıyla insanı çok zorluyor ama eğitiyor da! Zoru ben seçmedim ama zorluklar bana hayatı ve mücadeleyi sevdirdi.

Konuşmayı, buluşmayı, tavrı ve tarzı hep el yordamıyla anladım. Kimini bedel ödeyerek kavradım. Bu arada insanlarla olan karşılıklı olan iletişimimiz de önemli yer kaplar. Bunlar bize çok şey öğretir. Biz, arkadaşların ve diğer insanların tecrübelerinden yararlanırız, onlar da bizimkilerden. Bu da bir paylaşma adına güzeldir. Hayat sonuna kadar gidilecek, tohumunu çabalarıyla arzın bağrına dikme dirilişidir. Sonsuzu yudumlama pratiği edinme yurdudur. Anlamımız ve kıvamımızla eğer hayatla buluşup örtüştüysek, bütün arz bizi sevgiyle kucaklar. Siz değerliyseniz gerçekten, hayat yaşanmaya değer! Yaşarsam değerli olabilirim. Yaparsam yaşarım. Bilirsem doğru yaşarım. Meselem mi? İyiden ve doğrudan kopmamak… O da vazifemizdir zaten!

 

Bireysel Tarihimiz Önemli Bir Sermaye…

Yaşamak için azimli olmalıyız. Karşımıza çıkıyor bazı insanlar bezgin, amaçsız miskin, tüketen umutsuzluklarıyla… Direnç ve mücadele olmayınca adeta pasif bir ölümü yaşar insan. Sevgi ve güven eksikliğinden kaynaklanan bir geçmişin sermayesi olmalı bu tükenişin altında. Öyle zannediyorum. Çünkü hayata tutunmak ve yukarılara tırmanmak sağlıklı aile sermayesi ve kendi bireysel tarihimizle alakalı olmalı. Ruhsal çöküntü, okulu bitirince bile işsizlik ihtimali çıkmaza sürüklüyor birçok insanı. Hâlbuki anlamak, yapılabilecek yeni şeylere hazırlıktır. Bu da yaşama sevinci ve enerjisiyle, girişimcilikle olur. Birçok arkadaşımız fırından ekmek bile almamış. Elektrik faturası bile yatırmamış. Hayat ve yarın bunlara daha bulanık veya karanlık görünüyor. Ayrıca dağılmış aileler, kıt imkânlar, hayattan kopuk dersler insana ağırlık veriyor. İçindeki ufkun kandillerini yakmıyor. İnsanı kendisiyle buluşturmuyor. Daha çaresiz ve daha bulanık yalnızlıklara sürüklüyor sanki…

Hayatına kastetmek isteyen birkaçının haberini de duydum. Bunlar çok yakınım değil ama tanışık olduğumuz insanlardı. Bir gurup arkadaşla dersleri aksatma pahasına da olsa günlerce yoğun beraberlikler ve mecalsiz de olsa adım atmalarına vesile olduklarımız da oldu. Herkes için doğan günün, aydınlığın fırsatını imkâna dönüştürmenin diyalogları sürüp gidecek. Ve beraber, gelişerek, umut dolu olmayı başarmalıyız. Daha iyi yarın, daha iyi aile, daha başarılı işler becermek üzere hayata doğru yerden ve doğru insanlarla tutunmalıyız. Seçiminde irademizin olmadığı arızalı ailelerin günahını, yanlışının faturalarını tükenişle kendimize yüklememeliyiz. Güçlü olursak merkezdeki problemlerimize müdahale imkânımız olur. Ailemize de katkımız olur. Yıkan gama teslim olmak değil, onaran çaba ve hız katan umuda ihtiyacımız var. Yani manevî direnç kaynaklarına… Ama maalesef bu yanımız güçlü değil. Kiminde serpinti halinde biraz var. Kimindeyse hiçbir şey yok… Kendi kültürümüzden kopukluğun verdiği derdi anlayanımız, rehberimiz ne hazindir ki yok! Hele bazı hocalarımızın kaprisi, öğreten değil, dersten dökmek için sarf ettiği çabaları, üst sınıfların anlattıklarıyla korkuya, kâbusa sebep oma durumuydu.

 

İnsan Sosyal Bir Varlıksa Hayatlar İç İçe…

İşte hayat burada veya önemli dönemlerinde alaca, bulaca… Benim hayatım diğer hayatlarla iç içe. Birbiriyle uyumlu ve buluşan hayat binamızın duvarları değiliz, olamıyoruz. Üst üste atılmış tuğlalar gibi terkedilmiş bir perişanlık bizi zedeliyor. Benim iyi olmam huzurlu olmama yetmiyor. Derdim mi? Hep beraber iyi olmak! Mutlu ve verimli bir yarına, gelişmiş olarak daha büyük adımları beraberce atmak… Milletimiz ve insanlık için güzellikleri, başarıları icra eden birer insan ve topluluk olabilmek…

Hayatta olmak aslında hayali olan insan olmaktır. Yani ideal sahibi olmak… Sahi nedir bizim idealimiz? Hayatta olmak; hayatı verenle olmak, emrini dâvâ edinmektir.

Var olmak, varlığa katkı sağlamaksa, nedir benim kızıl elmam? Fikir gözümüz hayırda değilse dünyada izimiz olmaz! Hazlar, oburluklar, çağın farklı putperestliklerim, kamusal ve haklarını savuran çıkarcı taifeleri:… Sınırlı hayatın fani edinimleri, ikbale uzananmış görünen tatları hayatın anlamı kılma isteği hüsrana yol açtı ve insanı küçülttü! Üniversiteyi ve yönetemeyen yönetenleri küçülttü.

 

Büyük Gerçeği Anlarsak ve Anlamlandırırsak; Katkılarımız Bizi Değerli Kılar

Büyük gerçeği görecek gözün, gönül gözüne dost olmasını isterim. Azmimizin yankısı ülkemiz sınırlarını aşsın isterim. Bir avuç matematiği, bir avuç leblebi kadar sevdirmeyen büyüklerimden “ben’i biz” kılacak, bizi kobay olmaktan kurtaracak ve dünyaya; “Helâl Sana Büyük Türk” dedirtecek alaka, hassasiyet, eğitimime dair icraat isterim. Babalara ekmek, annelere huzur bahşedecek gayreti benimseten bir gelecek isterim. Partisiyle, cemaatiyle, cemiyeti ve tarikatıyla içten içe kavga eden değil “hukuki ve ahlaki çarkla” herkesi aynı amaca amade kılan, güzel örneklerle dolu bir hayat isterim. Kardeşini kendine tercih eden, ama ehliyetleri önüne geçirip adaletle yarına adanmanın büyük sevincine bizi lâyık kılmanın siyasetini isterim. Ülkemi, sevincimi, gururlandıran buluşları, yaşaran gözlerle alkışlamak ve şanlı bayrağımı başarı gönderine dikmek isterim.

Güneş doğarken ideali için koşturan, ay ışığında gönlü coşan, tefekkür zengini olmak isterim. Kimsenin inancına değil, doğruları hiçbir kavmiyetçiliğe sapmadan, insanları kategorize edip ayrıt etmeden ve dışlamadan sadece başarılarını, insani değerlere olan katkısını alkışlamak isterim.

İşte böyle… Ben, hayata ve dünden bu günüme bu gözle baktım… Bir beklentiyle değil ama sanatkâr, bir işçi olarak dâhil olmak istedim. Bazı şeyleri öğrendim, yapmaya çalıştım. Ama çoğunlukla doğruda buluşmayı değil, kalabalıkların örttüğü yanlışı doğru diye pazarlamanın ‘öğretilen’ olduğunu ürkerek öğrendim! İnsanların, bu fetret döneminde biribirine hangi gözle baktıklarını öğrendim.

Bir de bir şey daha öğrendim: hayatın anlamının, anlamlı değerlerin hayat bulmasında olduğunu öğrendim. Hepimize sağlık, esenlik, huzur, kardeşlik dilerken, “Muhteşem Türkiye” önce rüyanız sonra birlik çabalarımızın gerçeği olsun! Hayatın büyük davası için uyanmalıyım, uyanışı yaşamalıyım ki; ülkem, insanlık ve dünyam huzur bulsun!

Mustafa DEMİR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir.