Haber Nöbeti

reklam

GÜCÜN BUKALEMUN DİLBERLERİ…

GÜCÜN BUKALEMUN DİLBERLERİ…
Mustafa DEMİR
Mustafa DEMİR( mdemir@habernobeti.com )
166
18 Haziran 2019 - 14:17

GÜCÜN BUKALEMUN DİLBERLERİ…

Sergilenmek, protokol, seçkin, seçkincilik, önemli, en önemli, VİP…

Zavallı sistemler… Önce insanın gelişmesini önler, piyon veya kobay haline getirirler, sonra da “kel ve fodıl” larını “caka ve cukka” için derecelendirir.

Payelerle sadece şanlı-şanslıları (!) donatır ve sonra salıverir, arenaya dönüştürdüğü hayata. Bu kalifiye önemlilerin diğer bastırılıp budanmışlardan tek farkları, bunların boynuzlu olmaları olsa gerektir. Mesele tariften uzaktır ama tahrifler şöyledir:

Kilolular, cılızlardan daha rütbeli olur.

Başkanlar, ‘başka bakanlar’ olduğundan, diğer canlı ceset halindeki arkasız halktan değerlidir.

Ortaokullu, ilkokulluya göre daha rütbeli, üniversiteli liseliye göre daha yüksektedir.

Gözde bir üniversite, diğer sözde bir üniversiteye göre daha önemli ve daha rütbelidir.

Merkezdeki imam, ilçedekine göre daha önemli ve daha rütbelidir.

Şehirli kadın, köylü kadına göre daha önde ve kadındır.

Lise öğretmeni, ilkokul öğretmenine göre daha önemli ve büyüktür!

Lokantacı, kahveciye göre daha ‘Bey’ dir.

Hele üniversite hocası, Kaf dağının kralı olarak ‘Öğretim Üyesi’ unvanıyla caka atar, ferman sahibidir. Alttakiler hep yarım veya çeyrektir. Üsttekiler her zaman hürmeti hak etme değil, hürmeti hakkı bilme mevkiindedir. Şu Üniversite veya bu Üniversitede çalışıyor olmak da ayrıca kişilerin özgül ağırlığını artırır(mış). Bunlar meslek bölümlerine göre de farklı trip yapma haklarına sahiptir. Merkezdeki Üniversiteler gözde iken, taşradakiler sözde üniversitedir! Birisi her daim önemlidir. Diğeri daha az önemlidir. Hatta iktidar siyasetiyle fingirdeyenler çok çok çok ama daha çok önemlidir.

Diğer mülkî yetkililer ‘afra-tafra’ nın rütbeleriyle çalım-çelme takma hususunda alabildiğine deneyimlidirler, hürdürler. İş görme hususunda ise acizdirler. Müdürden valiye kadar aynı dert aynı derttir. Halkın üstündeki imkân ve ikbâl kılıcını sallayan milletsiz ‘Vekil’ in durumu ve garabeti ise ayrı bir sızı ve yazı konusu.

Hepsinin karşısında öteki ve alttaki var. Ve kendileri idare ettiklerinin sahipleridir, mesulü değil! Devletin sahibi onlardır, mensubu değil! İnsanları, yani alttakileri malı veya kölesi mesabesinde görürler. İstisnalarını saymazsak tabi…

Daha da bu vaka ile ilgili konu boşluklarını-başlıklarını sıralayabiliriz. Ama biz şimdilik bu kadarla yetinelim isterseniz. Ne dersiniz?

*********************

“Kişilikleri delinmiş”, hayata hep apolet ve spolet penceresinden bakan (ehliyet ve liyakat penceresinden değil), kimlik ve kişilik fukaralığının etkisi, harap oluşumuzun nedenlerindendir. Bu çalıntı çalımların esiri olan bir de sözde demokrasimiz var. Aslında biz, iktidar-devlet ve her türlü servet kurumlarının mengenesinde sıkışmışlığını tariften aciz kalmış ama feryadı da bastırılmış bir halkız.

Sistem; sopası, ianesi ve haram kaymağıyla böyle bir diktatörlüğü beslemektedir. Yürürken ve konuşurken bile tepeden “benim kim olduğumu biliyor musun?” edalı kıvırtmalar, bizi sefil ve aciz bırakmış durumda. Kan ve kin içip yeşil ile kızıl örtme modası, nemâlanılan miras olarak, hep pazısı kuvvetli, tazı mizaçlı bedenlere ihâle edilmiş. Gücün, bukalemun dilberleri her kesimden devşirilmiş!

Öncesinde de başkalarındaydı bu ihaleler…

Amaç; yönetilmek değil, yönetilmemektir. Böylece kitlelerden istenen hedefin yönünü takip etmek değil, yönsüz kalmalarını sağlamaktır! Derman bulmak değil, dert çoğaltmak alışkanlığının sürdürülebilir olması için mensuplarının da zırhlı olması gerekir değil mi? Ayrıcalıklı zırhlılar… Seçilen ama ulaşılamayan, söyleyen ama dinlemeyen, yok sayarak kendini var kılan bir rical ordusu! Kızıl demeyelim ama sistemin fedaileri… Kendi çıkar sistemlerinin yani…

Kendini, haddini, mesleğinin gereği olan işinin hakkını vermeyi bilmeme bilmişleri, eteksizlerin eteğini öpe öpe yolları kirleterek kapatırlar. Kurum, devlet, toplum gelenekleri bertaraf edilerek, hastalıklarını, ihtiras ve dayatmalarını ‘derman bu!’ diyerek, ferman haline getirirler.

Kendisiyle hesaplaşmayan ve arınmayı hiç düşünmeyenlere, huzursuzluğumuzun bu mimar ve ırgatlarına hem korkuyla, hem de sevgiyle neden hizmet etmekteyiz?

Alışkanlıklarının çareden uzak haliyle egemenlerin tuzağına takılanlar, kendi güçlerini tanıyıp, anlayarak yarına adım atmayanlar, zulmün destekçileri olurlar.

İşte bu yüzdendir ki, acılarından güç devşirmeyenler kendilerine ceza, seçkin olan başkalarına ödül verme zavallılığına kapılmış bulunan budanmışlardır ve bunlar korkaklardır…

Mustafa DEMİR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir.