Haber Nöbeti

reklam

ELLERİMİZİ KALDIRALIM MI ?

ELLERİMİZİ KALDIRALIM MI ?
Muharrem YAKIN
Muharrem YAKIN( myakin@habernobeti.com )
71
02 Ekim 2019 - 13:17

ELLERİMİZİ KALDIRALIM MI ?
Muharrem YAKIN

Cuma namazını kılmak; akil, baliğ, hür, mukim, sağlığı yerinde erkek müminlere farz-ı kifayedir. Cuma; müminlerin haftalık şurası, meşvereti, ortaya çıkıp ortalığı kolaçan etmeleri, birbirlerini görüp hasbihal etmeleri, birbirlerinin dertleriyle dertlenmeleri, üzerlerine düşen bir görev varsa göreve amade olduklarınınresmidir; öyle olmalıdır.
Bir ara Cuma konusu da bu memlekette bilen bilmeyen insanlar tarafından tartışma konusu haline getirilmişti. Dayanakatan yoksun tezler, sağlam dayanaklara tercih edilir hale gelmişti. Temelsiz tezlerin savunucuları şimdilerde tam zıt kutupta bu kez başka bir temelsiz tezi savunma peşindeler. Niyetimiz, bunları deşelemek değildir. Olan şudur ki; savrulmalar sürüp gitmektedir, rağbet de görmektedir. Her şeye rağmen, hakikatin izini sürmek, müminin vazgeçilmez odağı olmalıdır. Hatt-ı hareketimizin nirengi noktasını da işte tam burası oluşturmaktadır.
Günümüzde Cuma, sahip olduğu anlam ve fonksiyonu tam olarak ifa edemese de en önemli bireysel, sosyal, kültürel, dini ve hatta ticari etkinliğe sahne olmaktadır.
Bayan Cuma imamı konusunu ise müminlerin ferasetine havale edip bir noktaya işaret etmeden geçmeyelim. O nokta şudur: İslam dünyasını hedef seçen dış dinamikler, Müslümanların iç dinamiklerini hep kurcalamışlar ve kaşımışlardır. Cuma konusunu da kaşımak istmelerine dikkat etmek gerekmektedir.
Kimi zamanlar ayrıntılar, öz kadar önem arzedebilmektedir. Ayrıntı deyip geçmemek gerek. Çünkü özü çevreleyen, koruyan ve hatta özü görünür kılan ayrıntılardır.
Dua, insan hayatının tamamını sarmalayan ve kul ile Yaradan arasındaki iletişimi sürekli canlı tutan kopmaz bir bağdır. Hayatımızın hemen her anı dua ile içiçedir. Herkes varken de hiç kimse yokken de hep o kadir-i mutlak rabbimiz Allah’a ellerimizi ve gönüllerimizi açarız. Onunla paylaşırız, onunla detleşiriz, ondan isteriz. Bu, hakkıyla yapılabilirseve bunun fiili olanıyla birlikte yapılabilirse, bu, müminin en güçlü yanını oluşturur. Allah’ın kutlu nebisi de “Dua, müminin silahıdır.” buyurmuştur.
Duada ellerimizi nasıl açalım, sorusunu, bendeniz, cevabı verilmeyecek bir soru olarak görüyorum. Esasen Allah’ın kutlu nebisinin duada izlediği yol bellidir. Savaştan önce/Bedir Savaşından önce ellerini Kadir Mevla’ya nasıl bir halet-i ruhiye ile kaldırdığı, üzerindeki abasının yere düştüğü kitaplarımızda vardır. O nedenle bu konunun cevabı belli olmakla birlikte bu, bir tartışma konusu olmamalıdır. Çünkü gönlünü Kadir Mevla’ya arzedebilen, içten gelen yakarışlarını Kadir Mevla’ya kanatlandırabilen mümine başka ne denilebilir ki?
Dua hayatımızı kuşatmıştır. Ellerimizi açarak yaptığımız dualarımız olduğu kadar, ellerimizi açmadan yaptığımız dualarımız da vardır. Söz gelimi;
Selam vermek ve almak,
Allah rahmet eylesin,
Başınız sağ olsun,
Hayırlı olsun,
Allah mübarek etsin,
Allah yardımcın olsun,
Allah’a emanet,
Allah’a ısmarladık,
Allah müstehakkını versin,
Allah kabul etsin,
Gazan mübarek olsun,
Bereketli olsun,
Geçmiş olsun,
Allah ıslah etsin,
Allah akıl fikir versin,
Allah bereket versin,
Allah şifalar versin…
Örnekleri çoğaltmak mümkündür ve bunlara beddualar da eklenebilir ama bedduadan sakınmak asıldır.
Namazın içinde dahi yaptığımız ve ellerimizi kaldırmadığımız dualarımız vardır. Hatırlayalım;
Sübhaneke duası,
Fatiha’da dua anlamı vardır.
Tahıyyat duadır.
Salli barik duadır.
Kunut duaları vardır.
“Rabbena leke’l hamd” duadır.
“es-Selamü aleyküm ve rahmetullah” duadır.
Kur’an’da pek çok dua ayeti vardır ki bunlar zamm-ı sure olarak okunabilmektedir.
Yani; ellerimizi kaldırarak yaptığımız dualarımız olduğu gibi, ellerimizi kaldırmadan yaptığımız, özellikle kısa dualarımız da vardır.
CUMA VE DUA
Cuma ve dua kelimeleri hem söylenişleri hem de anlam halitaları itibariyle ne kadar birbirleriyle bir bütünlük oluşturuyorlar. “Müminin duası, mümin için şifadır.” denilmiştir. Bunun en kapsamlı atmosferinden biri Cuma’dır.
BİR SORUN VE ÇÖZÜMÜ
Esasen konunun geleceği nokta burasıdır. Cuma hutbelerindeki dualar ve duaların sesli/sessiz yapılışları ile ellerin kaldırılıp/kaldırılmaması bir sorun haline gelme potansiyeli taşımaktadır. Ne yapılmalıdır. Bunun cevabına geçmeden, bir noktaya açıklık getirelim: Cuma hutbesindeki dua iki kısımdan oluşmaktadır:1.Peygamberimize salatü selam,2. Genel dua. Bu iki duanın okunuşunda şu üç seçenek vardır:
1. Her iki duayı da sesli okumak,
2. Her iki duayı da sessiz okumak,
3. Birini sesli, öbürünü sessiz okumak.
Bu üç seçenekten ilk ikisi doğru, son seçenek yanlıştır. Elleri kaldırmak için de bu durum geçerlidir. Konunun ayrıntılarına girmek, yazının boyutunu aşar. Ama son zamanlarda yaygınlık kazanan ve Diyanet’in bilgisi dahilinde uygulanan şekliyle Cuma hutbesi dualarında yanlış uygulama yapılmaktadır. Kimi hatipler, duanın Peygamberimize salatü selam kısmını hafi okurken, duanın devamı mahiyetindeki ikinci kısmı cehri ve ellerini kaldırarak yapmaktadır. Peygamberimize salatü selamda suspus, kendimize duada cuşa gelmek, doğrusunu söylemek gerekirse, pek şık ve uygun gelmiyor. O nedenle Cuma namazları bir tartışmanın odağı değil, bir toplanış ve toparlanmanın adresi olmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı, basit gibi görülen bu konuya çözüm bulmalıdır. Çözüm bellidir: Ya duanın tümünde yüksek sesle ve eller kaldırılarak dua edilmesi, ya da duanın tümünde hafi ve cemaate el kaldırılmadan duanın edilmesi. İkincisi tercih sebebidir.
Cuma, 15 Temmuz’dan önce de vardı, sonra da. Hiç bir çalkantı, asal durumumuzu değiştiremez, değiştirmemelidir. Cuma’da bütünlük sağlamak, Cuma’nın anlamıdır. Bu sağlanmalıdır. Daha ne diyelim; Cumamız mübarek olsun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir.