Haber Nöbeti

reklam

TÜRKİYE’NİN “EDİBALİ DOKTRİNİ”

TÜRKİYE’NİN “EDİBALİ DOKTRİNİ”
Mehmet Mutluoğlu
Mehmet Mutluoğlu( mmutluoglu@habernobeti.com )
78
07 Eylül 2019 - 15:26

AMERİKA’NIN BİR THRUMAN DOKTİNİ, BİR MONREO DOKTRİNİ, BİR BUSH DOKTRİNİ VARSA;
TÜRKİYE’NİN DE BİR “EDİBALİ DOKTRİNİ” VARDIR
Mehmet Mutluoğlu

ORTADOĞU ŞEKİLLENİRKEN!

1990’ lı yıllardan sonra soğuk savaşın sona ermesi ve iki kutuplu dünya yerini Amerika’nın başını çektiği ‘Yeni Dünya Düzenine bırakması üzerine dünyada baş döndürücü bir hızla dönüşüm ve değişimler yaşanmaktadır. Önce Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağılmış; kuzey ve doğu Asya yeni şekillenmiştir. Peşinden Doğu Avrupa’da, Balkanlarda, Kafkasya’da haritalar, siyasi sistemler değişmiş; son olarak da değişim ve dönüşümün yönü Ortadoğu’ya yönelmiştir. Ortadoğu’da tarihsel haklara sahip olan Türkiye aynı zamanda bu coğrafyanın da merkezinde bulunmakta ve bu coğrafyanın belirlenmesinde olmazsa olmaz temel millet ve devlet olma özelliğindedir.
İşte değişen bu dünya ve bölge şartları Türkiye’yi beynel Türk, beynel İslam ve cihanşumül politikalar üretmeye mecbur bırakmaktadır.
Bu durum Türkiye’de devlet adamı ihtiyacını zaruri kılmaktadır. Artık Türkiye günübirlik politikalar ve çözümler üreten politikacılar dönemini kapatıp, bilge liderler, devlet adamları eliyle yönetilme dönemini açmak mecburiyetindedir.

Türk Devlet hayatında asırlardır devlet adamlığı noksanlığı (Kaht-ı rical)bir vakıa olarak bilinmektedir. Sultan Abdülhamit Han’ın büyük devlet politikası ve devlet adamlığı sayesinde 33 yıl Osmanlı İmparatorluğu toprak kaybına uğramamış, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün büyük deha ve devlet adamlığı sayesinde en olumsuz şartlarda Milli Mücadele kazanılmış, Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş ve modern ve çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin temelleri atılmıştır. Son yüzyıllarda bu iki şahsiyetin dışında kısmen İsmet Paşa’nın devlet adamlığından söz edilmiş, 9.Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman DEMİREL, Sayın ECEVİT ve 8. Cumhurbaşkanımız Sayın Özal’da da uzun süren kısır politikacılık deneylerinden sonra yer yer devlet adamlığı emareleri görüldüğü ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Türkiye 1945-1990 yıllarında, iki kutuplu, iki bloklu ve arada bağlantısızlar blokunun bulunduğu dünyada Nato Paktı içerisinde yerini almış; Türkiye için iç politikada günübirlik politikaların uygulanması o kadar da önemsenmemiştir.
Ancak 1990’dan sonra dünyanın yeniden şekillenmesi ,baş döndürücü değişim ve dönüşüm ve özellikle 2000’li yıllardan sonra bu değişim ve dönüşümün Türkiye’nin asırlık bağlarla bağlı olduğu Ortadoğu’ya yönelmesi, Türkiye’nin beynel Türk ,beynel İslam ve Cihanşumül bir siyaset izlemesini zaruri kılmakta; Dünya’nın bu yeni şartları, Türk Milletine, İslam Dünyasına ve Dünya’ya yön vermeye çalışan devletlere de Bilge devlet adamı zaruretini dayatmaktadır.

Türkiye için ABD ve Batının dünyaya yeni şekil vermeye başladığı 1990’’lı yıllardan sonra uygulamaya koyduğu BOP ve GOP gibi projelerin taşerönlüğünü yürütmek yerine; Türkiye, Bölge ve Dünya şartlarını da dikkate alarak özgün politikalar üretmek zamanıdır.
Zira Türkiyesiz Ortadoğu’da hiçbir gücün başarılı olması mümkün değildir. Türkiye ve yöneticileri bu yeni dünyanın önümüze açtığı bu imkanı değerlendirebilmelidir.

Artık Türkiye’nin, Ortadoğu’nun ve dünya’nın tüm akil insanları; eski alışkanlıklarını bırakarak, bir seçim sonrasını düşünen, halka şirin görünmek ve milletin oylarını kolay yoldan devşirebilmek için kolay, ucuz yollara baş vuran; halk dalkavukluğunu yürüten, parlatılan liderler yerine; günümüz, Türkiye, Bölge ve dünya şartlarının dayattığı Devlet adamını ortaya çıkarmak zorundadır.
Devlet adamı ise lafı iyi çeviren değil; netice alan ve sorun çözendir.
Bu yapılırsa dünya bir barış ve mutluluklar dünyasına, bu yapılmazsa dünya ve bölgemiz bir kaosa sürüklenecektir.

AMERİKA’NIN BİR THRUMAN DOKTİNİ, BİR MONREO DOKTRİNİ, BİR BUSH DOKTRİNİ VARSA;
TÜRKİYE’NİN DE BİR “EDİBALİ DOKTRİNİ” VARDIR

Amerika’nın bir Thruman Doktrini, bir Monreo doktrini, bir Bush doktrini varsa, Türkiye’nin de bir “Edibali doktrini” vardır.

1993 yılında benim de bulunduğum Viyana konferansında: “ Benim ecdatım buralara gelmiş.
Nasıl geldi?
Kılıçları çok keskin olduğu için mi?
Elbetteki kılıçları en keskindi.
Toplarının çok uzun menzilli oluşundan mı ta buralara kadar geldiler?
Elbette onlar çağlarının en ileri teknolojisini geliştirmişlerdi.
Ama tüm bunlardan ileri onlar; İlim ve hikmeti, Yüksek ahlakı, adaleti ve Emaneti ehline vermeyi millet hayatının, devlet hayatının temel dinamiği yaptı. İşte biz böyle kanatlandık, uçtuk. Ta buralara kadar geldik.” (Aykut EDİBALİ, 1993 Viyana Konferansından)

İşte bilime, yüksek ahlaka, adalete ve emanetleri ehline vermeyi esas alan bir toplum ve devlet hayatını gerçekleştirmek; “Edibali Doktrini”nin dayandığı temellerdir.

İŞTE TÜRKİYENİN İHTİYACI OLAN VE HER KESİMDEN 82 MİLYON VATANDAŞIMIZIN HARARETLE BEKLEDİĞİ “EDİBALİ DOKTRİNİ”

15. yüzyılda fetih toplumu ve devletini hazırlayan Çelebi Mehmet Sultan gibi; devletimizi yeniden;
1-İnsan hak ve hürriyetlerine dayanan bir HUHUK ve adalet DEVLETİ haline getirmek,
2-Gerçek, sürekli, yaygın ve milli DEMOKRASİyi kurmak,
3- Din istismarına da din düşmanlığına da asla meydan vermeyen gerçek LÂİKLİKi gerçekleştirmek,
4- sorun üreten değil, çözüm üreten; bilime, yüksek ahlaka, adalete ve emanetleri ehline verme esasına dayanan BİLGE DEVLETi kurmak
5- KERİM DEVLETi gerçekleştirmek,
6- ve Büyük Barış Medeniyetimizin yeniden inşası temelleri üzerinde İSLÂM RÖNESANSInı, İslâm’ın yeniden dirilişini gerçekleştirerek “Muhteşem Türkiye”’yi hazırlamak.

Böylece milletimizin tarihinde, rüyasında ve duasındaki devlet gibi devletimizi yeniden kurmak için;
Milletimizin doğusunu, batısını, kuzeyini, güneyini, dindarını, laikını kucaklamak, birleştirmek; farklılıklarımızı Osmanlı Beylikler ittifakında, Milli Mücadelede Kahraman ve Gazi mecliste olduğu gibi en büyük gücümüz haline getirmek için;
dağınık, kavgalı devletimizin ve milletimizin bütün potansiyelini derleyip toparlamak ve birleştirmek.

Bu altı madde gerçekleştiği ve devlet bir saat gibi çalıştığı zaman devletimiz ve milletimiz kısa zamanda kanatlanıp uçacak, maddi ve manevi bütün problemlerini çözme imkanı bulacak, Muhteşem Türkiye yolunda süratle yol alacaktır.
KEM ALETLE KEMALÂT OLMAZ!

“Kem aletle kemâlât olmaz.” demiştir atalarımız.
Önce aletimizi sağlam ve güçlü hale getirme durumundayız.

Bu devlet cihazıdır.
Devletimizi bu altı esas üzerinde, saat gibi çalışan bir yapıya kavuşturmadan yapılacak olan her reform, her çalışma buz üzerinde bina yapmak gibi olacaktır.

Bütün gelişmeler; yükselme ve yücelmeler; ancak hürriyetin ve adaletin mümbit ikliminde gerçekleşebilir.

Bu altı maddede ortaya konan esaslar işte bu büyük gelişmenin temellerini oluşturacak yapıyı kurma esasına dayanmaktadır.

MİLLETİMİZ “EDİBALİ DOKTRİNİ”Nİ HAYATA GEÇİRMEK ÜZERE;SAYIN EDİBALİ’YE CUMHURBAŞKANLIĞI’NIN YOLUNU AÇMALIDIR

Mimar Sinan’ın ustalık eserim dediği Edirne Selimiye Camii’ni 86 yaşında gerçekleştirdiği gibi; Sayın Edibali’ye de Türk milletinin bu “Edibali Doktrini”ni gerçekleştirmek üzere imkan ve fırsat tanımalıdır.

10 binlerce siyasetçi, yazar, bilim adamı, sanatçı, gönül insanının ve millet evladının hocası; Hukukçu, stratejist, siyaset ve devlet adamı, mütefekkir yetiştiren; Türk Milleti’nin başta Kıbrıs olmak üzere bütün Milli Davalarında Türk milletine ve devletine bir kutup yıldızı gibi yol ve yön gösteren, 1991 “Büyük Millet İttifakı”nın mimarı,Türk ve İslam dünyasının Bilge lideri Sayın Aykut EDİBALİ’nin Cumhurbaşkanlığı makamına getirilmesini Sayın EDİBALİ’yi, eserlerini ve çalışmalarını 50 yıldır bir ölçüde tanıyan bir öğretmen olarak; ülkemin siyasilerinden, aydınlarından ve milletimden arz ve teklif etmeyi bir görev ve sorumluluk olarak sunuyorum.

Selam hürmet ve muhabbetler…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir.