Haber Nöbeti

reklam

DEVLET, DOĞRU SİYASETLE; SİYASET İSE EHLİYETLİ İNSANLARLA ÇÖZÜME VASITA OLUR! – 2

DEVLET, DOĞRU SİYASETLE; SİYASET İSE EHLİYETLİ İNSANLARLA ÇÖZÜME VASITA OLUR! – 2
Mustafa DEMİR
Mustafa DEMİR( mdemir@habernobeti.com )
35
31 Mart 2019 - 14:35

Figüran Değiştirme Oyunundan Sıyrılıp,
Devlet Adamına Yol Verme Sorumluluğuna Muhtacız!
Ülkemizin temel problemlerini sen-ben iktidarına (her seçim sonrasında olduğu gibi) fedâ etme
yanılgı ve gafletinin, boş bir oyunda figüran değiştirme yorgunluğundan başka bir netice veremeyeceği
unutulmamalıdır.
İçi boş iktidarlığın hiçbir temel probleme getireceği çare, kalıcı çare olmayacaktır. Aynı
problemlerin sadece sıralaması, yeri, öne-arkaya doğru alınarak değişmektedir. Problemler aynı kalmak
kaydıyla sadece sıra numarası değişmektedir.
Niza üreten bilgilerin çöplüğü haline getirilmiş, millî ve insanî değerden her gün hızla uzaklaştırılan
haliyle siyasetimiz, millî meselelerimize, hiç ama hiç çare olma kabiliyetinde değildir. "Verin-kurtulun"‘
un tescili sayılan oy pusulasıyla, vatandaşın sihirli seçim sandığına mahkûmiyeti, insanımıza
saygısızlıktır. Halkın iradesini çöpleştirmektir. Bu hukuksuz, ilimsiz, ahlâksız halin önü kesilmeden,
çözüm için soruna başlama noktamız hiş bir zaman doğru olmayacaktır. “İlk taşı yanlış koymanın”
garabeti buradan başlıyor. Veren neyi verdiğini ve meselesinin nasıl takipçisi olacağını bilecek, alan da
emanete sadakatin hukukî, ahlakî mesuliyetine erecek ki sonuç alınsın. Bir cehalet yaftası olan “oy ver
kurtul” u millî ayıbımız haline getirenler, sırasıyla besbelliyken, kursaklarındaki haramları söküp alacak,
adil, ehil, cesur bir yapıya, işleyen yargıya ihtiyacımız vardır. Bu tescilli kötü aktörleri ihya eden çark
ıslah edilmeli. Mutlaka önü kesilmeli ve bunlar ifşa edilmelidirler. Bu ayıptan dönüşün ve itirafının
haysiyet borcumuz olduğu da artık bilinmelidir. Ve ardından da millî bir siyaset modelinin hukukî alt
yapısını oluşturarak işe başlamak ikinci işimiz olsun. Siyaset, muhterislerin dümen suyunu hukukunu yok
etmiş, seçimin hukuki düzeneği kevgire dönmüştür.
“Şeytanî siyaseti durduracak, rahmani siyasete yol aralayacak” kanunî düzenleme mutlaka olmalı,
ehlinden başkası o işi yapmamalıdır. Paravan particiliğin önü kapatılmalı ki, bütün partiler; dava ve proje
kurumu haline gelerek sağlam zemine oturabilsin. Çıkar-rant şebekesi halinde avanta dağıtan kirli işleri
sergilemesin.
Sürdürülen Siyasetler, Problemlerimizi Sadece Örtüyor Ve
Kurumsal Güçlerimiz Arasında İrade Birliğini Engelliyor.
İçi boş iktidarlık için; işsizlik, pahalılık, enflasyon, çalma–çırpma, çok büyük bir sorun olarak
gözükebilir. Hâlbuki bunlar sebebi belli, ihmal edilmiş temel hastalıkların sonuçlarıdır.
Sonuçlarla sebeplere gidilir. Sakat teşhis, sakat çözüm getirir. Tedavi yöntemlerinin, her seferinde
kendini allayıp pullamasına rağmen; işsizlik, pahalılık, enflasyon ve banka rezaletleriyle gün yüzüne
çıkan talan ticaretini, talan siyasetini daha azdırmaktadır.
Siyaset, Türkiye’miz problemlerini, kurumsal güçleri arasında hukukla ve iradeli bir rotayla takip
etmemiştir. Varlığı dış müdahale için oyuncak bir varlıktır. 14 şeker fabrikasının Cargill Raporu ile
kapatılma (satılma diyorlar) kararı, dünyanın 12. Büyük sermayesinin 136 milyar dolarlık gücünün,
ABD desteğiyle baskınla yaptırdığıdır. Bizim durumumuzdaki ülkeler, sermayenin ve amiri olan derin
küresel emperyalist güçlerin yönlendirmesine namzettir, ondan korkan bir yapılanmalara sahiptir.
Siyasetimiz aslı itibariyle, sabahıyla akşamının bile düzeni belli olmayan haliyle, kendini küresel güçlerin
pençesine tevdi etmiş, hop kalkıp-hop oturmaktadır. Gıdası yalandır. Laf ve kin üretmektedir! Siyasetin
haysiyetine sığmayan kandırmacalar, gizli bağımlılıklarıyla kendini kamuoyunda derde deva
göstermektedir. Kökü 17. asra uzanan sorunların neticesinde, 19. asırda bizi imha etmeye gelen işgalcilere
karşı verdiğimiz bağımsızlık savaşı unutulmuştur. Hatta verilen mücadelenin hedefi unutturulmuş,
yolundan sapılmıştır. Bu sapmaları rayına sokmanın siyasî, sosyal, ekonomik, kültürel, askerî çabası
dünkü hasımların dümen suyuna sokulmuştur.

3

Siyasetimiz, Halk İradesini Bloke Etmektedir.
Vesayetçidir Ve Gelişmeyi Engellemektedir.
Problemimizin ana kaynağı, süregelen siyasetimizdir. Bu devşirme çabalar, halkın iradesini ve
gelişmesini sekteye uğratmıştır. Devletinin selametinden uzak akıl ve çaba, tahrifatla uğraşır. Çünkü
gerçek mülk devlettir, devleti-milleti koruyan, ıslaha yol veren ruh, adaletin gücüdür. Devlet, kural ve
kurumlarıyla adalet nimetini çiğnetmez, korumaya çalışırsa, huzur nimeti toplumu diri tutar. Öyleyse
devlet, milletin işinin, aşının, selamet ve saadetinin hem amiridir, hem de hizmetkârıdır. Devlet; işleyen
kurumlarıyla ve işlevlerinin kalitesiyle varlığını ispatlar. Yine devlet; işlemeyen haliyle ve işlevlerinin
kalitesizliğiyle yoktur veya nitelikli bir unsur haline gelememiştir demektir. Her iki hâl de milletin güven
ve mutluluğuna engeller üretir. Fatih Sultan Mehmet anlayana ne güzel söylemiş: “Aklı öldürürsen ahlâk
ölür. Akıl ve ahlâk öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün, adalet ölür. Adaleti öldürdüğün
gün, devlet ölür.” Mirası hikmet ve nasihat olmayanın akıbeti ifade edildiği üzere hüsrandır!
Devlet, milletiyle; millet, devletiyle kaim ve daim olabilir. Devlet millet içindir, millet ise devletinin
gücüdür. Devlet; milletin mülküdür, millet; devletin ve devlet adamlarının mülkü değildir. Devletsiz
millet aç kurtlara yem olmaya namzet bir topluluktur. Var olan devlet, tekâmül etmiş bir millet unsurudur.
Bunun için her topluluk devlet kurma iradesine erişemez. Milletin derdinden, üzüntüsünden,
sıkıntısından, hastalığından habersiz devlet de ya sanaldır, ya yabancıların vesayeti altındadır veya
hastadır. Lâle Devri, Tanzimat ve Meşrutiyet Devirlerinde toplumu altyapısız modernize etme çabaları
netice vermemiştir. Doğru yönetimin sağlanması, ortak akıl ile millî birikimle olur. Sistemimizin bunlara
yer vermemesi, milli ihtiyaçlara ve değerlere dayanmaması, ithal reçetelere inanması, samimiyetten uzak
olması nedeniyle, milletimizin buhranına neden olmuştur.
Devlet, siyasetle yönetilir. Siyasete kırılıp, zulme uğrayıp siyaset dışı kalma alışkanlıkları hastalıklı
dönemlerimizin sahte kabulleriyle adeta şeytan işi görülmüştür. Böylece yanlışın, zorbanın faaliyet alanı
genişlemiştir. Kurtuluş çabasına erme çabası olarak hayata dâhil olma sorumluluğu terkedilerek sahte
züht adına dehlizlere sığınılmıştır. Kurtuluştan habersizliği getiren cehalet, kendini hayali “Hi-Men”
translarıyla meşgul etmiştir. Dini kaynaklı hale getirilen “Kurtarıcı Mesih” bekleme cehaleti mubah
kılınmış, bu da gafleti meşrulaştırarak artırmıştır. Yaşadığı ana-hayata dâhil olmak korku verirken,
kaçışın mesuliyetsizliği, sahte demokrasiyle korunmuştur. Demokrasi havarisi(!) siyasiler, bu yapıların
“yastık altını” besleyip iradelerini satın almışlardır. Sindirilmiş, tarihsel arka plânı da olan bu yapı, kirli
siyasetin koruduğu bir batak olarak olagelmiştir.
Siyaseti doğru olmayan millet, milletsiz devlet olmaya mahkûmdur. Milletsiz devlet, seçkinlerindir
ve satın alabilenlerindir. Satın alanları da satın alan, ‘üstatların’ ikram ettiği ucube demokrasi, işte budur!
Bu elim tarz, dış müdahalelerinin devlet üzerinde alenî yer etmesini sağlamıştır. Güdümlü sivil-siyasî
palazlanmalar, devleti sıhhatine kavuşturma enerjisi değildir. Sadece devletin gücünü bölmeye yönelik bir
gelecek kurgusu içindir. Tohumları “Hibrit” hâle getiren vitrinin mantar yetiştiricileri, bu işi iyi bilirler!
İmparatorluğu bölme ve millet iradesini devletten sıyırma oyunu, işte böyle, daha nice nice biçimleriyle
seyretmiştir. Unutulmayacak yanıyla kiralık devşirmelerle tahrip başarılmıştır. Sefil piyonlar bu işlere
can-ı gönülden çanaklık etmiştir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir.