Haber Nöbeti

reklam

DEVLET, DOĞRU SİYASETLE; SİYASET İSE EHLİYETLİ İNSANLARLA ÇÖZÜME VASITA OLUR! – 1

DEVLET, DOĞRU SİYASETLE; SİYASET İSE EHLİYETLİ İNSANLARLA ÇÖZÜME VASITA OLUR! – 1
Mustafa DEMİR
Mustafa DEMİR( mdemir@habernobeti.com )
54
30 Mart 2019 - 7:44

DEVLET, DOĞRU SİYASETLE;

SİYASET İSE EHLİYETLİ İNSANLARLA ÇÖZÜME VASITA OLUR! – 1

Mustafa Demir

Çareler zincirinin başlama noktası nedir?
Bu soru bizi düşündürmeli, uykularımızı kaçırmalıdır.
Türk insanı gerçek anlamda, irade olmuş, iradesini milletinden almış ve millî değerlerin hukukî
temsilcisi olabilecek toplumu huzura kavuşturacak bir siyasî iktidara muhtaçtır ve onu aramaktadır.
Siyasette hızlı parti değiştirmelerin ardındaki gerçek budur! Derde deva olmayan ancak derdi dermansız
kılarak insanları zavallılaştıran yapıdan iktidar devşirmektedir. Temeli arızalı, dili bozuk son haliyle
gerilim üretmekte ve kutuplaşmayı felakete doğru sürüklemektedir. Yani Türkiye’nin huzuru kalıcı hale
getirmesi gereken en üst kurum olması gereken siyaset; kavgacı, sevgisiz, saygısız, çözümden habersiz
bir seviye sorununu yaşamaktadır. Kendinden menkul değil, aşılıdır. Artık biliyoruz ki; icazetli siyasal,
sosyal ve ekonomik güç odaklarının/unsurlarının iyi bir gelecek inşa edemediğini, millet ve devletin bekâ
problemiyle karşı karşıya geldiğini duyarlı insanlarımız görmektedir.
Milletimiz bütün allayıp-pullamalara rağmen, her sandık başına gitmesinde bilmektedir ki, mevcut
irilerin ve yolu tıkayanların tercihi çözüm olmayacak! Bunu bilmek de çözüm değil sadece sorunun
tespitidir. Çözümü, yöneten siyaset sağlar. Derdimiz katmerli ve çok! Etrafımız kan gölü. Vahşetin
denenmemiş türleriyle coğrafyamız acı ve Izdırap yüklü!
Bizim, kardeşlerimizin, mazlumların derdi var. Çare ararız! Ama çareler zincirinin başlama noktası,
ilk halkası da siyasettir. Siyasetin de ilacı yine siyasettedir. Çözüm de, düğüm de; siyasaldır, siyasal
kökenlidir. Bu işi de insanlar yapar. Ancak; siyasetin muhtar unsuru ehil insanları gerektirir.
Programsız, kadrosuz, metotsuz, millî birikimden habersiz aktüel kitle siyaseti, “ağzı olanın
konuştuğu”, vaat ve entrikaların hiçbir hukukî sorgulamaya hacet bıraktırmadan yürütme biçimi olmuş
durumdadır. Yapanın-edenin ettiğini, yanına kâr bırakmaktadır bu hâl. Geçime ve gelişmeye çare
olmayan siyasetteki seçim, umutların baharını tahrip etmektedir. Büyük millet olmanın, uyanışın ve
gereklerle donanmanın önünü kesip, barikatlar örmekten öteye, milleti oyalamaktan gayrı bir netice
vermemiştir, bu gidişle asla vermeyecektir de!
Hükümet; Devletten Büyük Bir Beden Değildir.
Devlet Arabasını Yürüten Sorguya Mahkûm Bir Kaptandır…
Ülkemiz insanı, mesele olmayacak meselelerle uğraştırılıp, asıl meseleler karşısında iğdiş
edilmişçesine, güçlerini yapay nizalarla tüketerek adeta hastalığını artırmaktadır. Bu girdap ve sosyo-
politik hastalık; tarihten miras kalan büyük problemlerimizin artan devamıdır. Ciddi olmayı, farkında
olunmayı gerektiren büyük zorluğumuzu doğru anlamak gerekir. Yani ehil, milletiyle kavgalı olmayan,
milletin değer ve enerjisiyle buluşmaya lâyık, gücünü dış ve işbirlikçi iç odaklardan almayan, yeni bir
siyasî kültür ve kurumlarının yapılanmasını gerektirir durumu belirmiştir. Sarmalın, çözümsüzlüğün,
umudu tüketen girdabından çıkışın müdahalesi aciliyet arz etmiştir. Çünkü “Ülke sıkıntıdadır, Kuşatma
yoğunlaşmıştır ve Vakit daralmıştır”.
Şükür hükümetsiz değiliz. Ama millî iradeye de ulaşamadık ve seçim entrikalarıyla, muvazaalı seçim
kanunlarıyla milletin irade yolunu da tıkadık. Hükümetsiz devlet olmaz elbet. Hükümet; milli, insani,
tabii güçleri realize eden, yönetmenin en temel ve çağın gerektirdiği en kavi bir uzuvdur. Ancak
devletten büyük bir beden değildir, devlet arabasını yürüten kaptandır hükümet… Hükmetme hukukla
ve ahlakla ayrılmaz bir bütündür. Hukukî, ahlakî, meslekî sınırları içinde, siyasî bir irade olan hükümet,
işlevlerini; devletin etkin bir kurumu olarak tanzim ve icra eder. Tabii ki bir hukuk ve program
doğrultusunda… Bugün olduğu gibi keyfinin yettiği şekilde değil…
Hâlbuki sağlıklı bir siyasî yapılanmanın vazgeçilmezleri şunlardır:
-Problemleri çözmede hem çağdaş, hem de millî bakış açısına sahip olmak
-Millî-insanî ideallerle donanmak. Hazırlıklı olmak ve millete rehberlik edecek kadroya sahip olmak.
-İlmin sağladığı çözümlerle halkın destek ve gücünü birleştirip, başkasına köle kılmayan, başkasını
da kendine köle yapmayan sosyo-politik bir güç olmak gerekir.
Siyasal Sistemimiz; Millî İradeye, Ehliyet Ve Liyakate Kapalı.
Temel Sorunumuz Da Bununla Başlar…
Bu gerekler maalesef ülkemizde dış ve iç engellemelerden dolayı düzene kavuşamamış, güç
olamamıştır. Ama potansiyel olarak bizi ayağa kaldıracak beşeri güç, bünyemizde fazlasıyla mevcuttur.

2
Sorun; partililerimizin ve partilerimizin kötülüğünden ziyade, siyasal sistemin; milli birikime, iradeye,
ehliyete, çağın donanımlarına kapalı olmasından kaynaklanmaktadır. Çözümün ilacı olabilecek
yapılanma, bireyi ve partiyi öne çıkarmak değildir. Doğruda mutabık kalmak, doğru çözümleri hukukî
bir tertip, terkip ve terbiye ile partilerin önüne geçirip kurumsallaştırmaktır. Hükümet meclisin karar ve
iradesiyle çalışırsa, bürokrasisini de ilim, adalet, tecrübe ve ehliyetle çalıştırırsa, partinin değil millet
mülkünün sorumlusu olarak, hem işlerlik, hem de güven kazanır. Çözüm sağlar. Hükümet, bürokrasi
üzerindeki tavassut ve keyfiliğini kaldırarak adaleti zayi etmez. Güven duygusu gelişir meşruiyet güç
kazanır, girişimcilik düzeyimiz yükselir. Yetki ve faaliyetler kanunla tespit edilip meşrunun takibi
sağlanırsa, yönetim anarşisi önlenir.
Devam edecek…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir.