Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-1.02
BIST 1,329
%0.42
Dolar 7.85
%0.49
Euro 9.40
%0.08
Altın 449.90
REKLAM

CAN DOSTU, ŞUDUR : “O, DEDİYSE DOĞRUDUR.”

89 defa okundu kategorisinde, 23 Eki 2020 - 12:46 tarihinde yayınlandı
reklam

CAN DOSTU, ŞUDUR : “O, DEDİYSE DOĞRUDUR.”

Yüksek Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Kentleşmede Risk Yönetimi Uzmanı, Veteriner Hekim TAMER YAKANER

Allahü Teâlâ, Kur’an’da (17/İsrâ-1) buyuruyor ki : “Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.”

Bilindiği üzere “Mi’rac (Huzur-u İlâhî)”; Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Sallallâhu Aleyhi Ve Sellem’in, Receb-i Şerif ayının yirmi yedinci gecesinde Allahu Azîm-üş Şân’ın huzuruna ruhen, cismen, hâlen çıkması mucizesidir. Mi’rac Gecesi (Leyle-i Mi’rac)’nde Resül-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam’ın huzur-u İlâhî’de yükselmesi yani “Mi’rac-un Nebi”, Resül-i Ekrem (a.s.m.)’in en muazzam mucizelerinden birisidir.

Resülullah Aleyhisselâm’ın bir gece içerisinde Mekke-i Mükerreme’den (Mescid-i Haram’dan) Kudüs’e (Mescid-i Aksâ’ya) ve oradan “Sidret-ül Münteha”ya gittiğini yani “İsrâ (Geceleyin yürümek) ile Mi’rac (Fahr-i Kâinat Efendimizin huzur-u İlâhî’de i’lası)” mucizesini duyan Mekkeli müşrikler, Mekke toplumunda her daim “Muhammedü’l-Emîn (Güvenilir Muhammed)” diye tanınmış Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselâm’ı yalanladılar. Ve Mekkeli müşrikler, Hazreti Muhammed (s.a.v.)’in en yakın can dostu diye bildikleri Hazreti Ebû Bekir es-Sıddîk Radıyallahü Anh’ın yanına defaten vardılar. Müşrikler, müstehzi ağızla Hazreti Ebû Bekir es-Sıddîk (r.a.)’a “Mi’rac” olayını anlatıp sordular :

– Arkadaşın, bir gecede Mescid-i Aksâ’ya gittiğini ve oradan da göklere çıkarak sabah olmadan yeni baştan Mekke’ye geldiğini söylüyor ! Ey Ebû Bekir; çok sefer Kudüs’e gittin geldin, iyi bilirsin. Efendin; Kudüs’e bir gecede gidip geldiğini söylüyor, artık iyice sapıttı. Buna ne diyeceksin ?

Aşere-i Mübeşşere’nin ilki Hazreti Ebû Bekir-i Sıddîk (r.a.), Resülullah Aleyhisselâm’ın mübarek adını işitince gönlü mutmain hâlde demiştir :

– Şayet o söyledi ise, inandım. Bir anda gidip gelmiştir. O, gerçek söyler. O; dediyse doğrudur, ne söylüyorsa doğrudur. Ondan yalan sâdır olmaz !

Hazreti Ebû Bekir-i Sıddîk (r.a.)’ın kalbî mukavemetini ifadede Hazreti Ali (r.a.), ona demiştir ki : “Sen, şiddetli kasırgaların hareket ettiremediği ve şiddetli sarsıntıların yerinden oynatamadığı ulu bir dağ gibiydin !”

Allah, buyuruyor (4/Nisâ-69) : “Kim Allah’a ve Resûl’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır !” Kurânî hak tabir üzere : “O (Hazreti Ebû Bekir-i Sıddîk -r.a.-), ne iyi arkadaştı.”

Sözüm ona işbu muasır asırda; çoğu kavramların, anlamların, inançların içi boşaltılmıştır. Güya çağdaş çağda; günbegün sözler yavanlaştırılmış, yalanlanmış, anlamlar yalan yanlış kullanılmış, akıbet kavram karmaşası yaygınlaşmıştır. Bu yavanlaştırma, dostluk mefhumunda dahi yaşanıyor.

Hakkan can dostu, özü sözü bir olur ve emrolunduğu gibi dosdoğrudur. Dost; acı söyler, ancak hakkı konuşur. Gerçek dost; ihlaslı, dürüst, ebrâr, itikadı tam, sadık, sıddık olandır. Gerçek dostluk, “O, dediyse doğrudur.” derecesinde dosta inanmaktır. Can dostu, şudur : “O, dediyse doğrudur.”

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Tamer YAKANER
Yorum Yaz