Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-0.03
BIST 1,144
%0.54
Dolar 8.13
%0.63
Euro 9.61
%0.70
Altın 497.92
REKLAM

AYASOFYA’DA OYUN İÇİNDE OYUN MU VAR?..

138 defa okundu kategorisinde, 15 Haz 2020 - 14:35 tarihinde yayınlandı
reklam

AYASOFYA’DA OYUN İÇİNDE OYUN MU VAR?..

Ölümündeki sır perdesi hala aydınlatılamayan,18 Kasım 2013 yalında vefat eden Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal ölümünden önce Milli Gazete İnternet Haber Servisi Genel Müdürü Gökçen Göksal‘a konuşuyor ve Ayasofya ile ilgili şunları söylüyor.

“1453‘te Ayasofya‘nın durumunu bilmeden Ayasofya ile ilgili süreci anlayamayız. 1453 senesinde dünya hukuk sistemine göre “bir ülkenin diğer bir ülkeyle savaşa girip de savaştan zaferle çıkması sonucunda ne olur” sorusunun cevabı çok önemli. O dönemdeki dünya hukuk sistemine göre; bir ülkenin kralına ait olanlar kralına geçer, askerine ait olanlar askerine geçer, dinine ait olanlar dinine geçer. Bu, eski Roma hukukudur. Bu hukuk yapısı içinde Ayasofya doğrudan doğruya bizzat imparatorun kendisine ait olan bir kiliseydi. Ayasofya, Doğu Roma‘da Krala aittir ve Ayasofya Fatih Sultan Mehmet‘e geçmiştir. XI. Constantine ait olan Ayasofya doğrudan Fatih‘e geçmiş onun şahsi malı olmuştur….

Neden şahsi malı olmuştur. Osmanlı Padişahına geçmesi sivil hukuka göre yapılmış bir şeydir. Fakat Fatih Sultan Mehmet de bunu şeriata uygun bir şeklide, bedelini ödeyerek vakıf haline getirmiştir. Dünyada bile hayvan hakları yokken o vakıftan sokak hayvanlarına bakım parası ayrılmıştır. Ayasofya‘nın Patrikhane‘ye ait bir gayrimenkul olmadığı doğrudan doğruya F.Sultan Mehmet Han‘a ait olduğu bilinmelidir.

Bu sebeple Patrikhane, Ayasofya üzerinde hak iddia edemez. Ayasofya Patrikhane‘nin mülkü değildir. Doğrudan doğruya Fatih‘e bağlıdır. Bu açıdan Patrikhane‘nin Ayasofya üzerinde hak iddia etme hakkı yoktur. Ayasofya‘nın Patrikhane‘ye ait bir gayrimenkul olmadığına özellikle dikkat çekmek istiyorum. Patrikhane‘nin Ayasofya üzerinde hak iddia etmesi kabul edilecek bir durum değildir.

1934 yılında Meclis‘te bir tasarı hazırlanıyor. Buna göre deniyor ki; “Ayasofya bina olarak kötü durumda restorasyona alınması” gerekiyor. Bunun için bir kararname çıkarılıyor. Restorasyona alınma kararı 22 Kasım 1934‘te çıkarılıyor. Restorasyon kararının sıra numarası da 1589. İki gün sonra aynı başlık altında yine aynı sıra numarasıyla (halbuki 1589‘dan sonra başka bir numara alması gerekiyor, mesela 1590 gibi) 24 Kasım 1934‘te restorasyon ve müzeye çevrilmesi yönünde (müzeye çevrilmesi ibaresi birincisinde yok ikincisinde var) kararname çıkarılıyor. Birinci sayfası farklı, ikinci üçüncü, sayfası farklı muamelat dairesinin kağıtlarına basılıyor.

Kararnamenin altında İnönü ve Şükrü Kaya‘nın imzaları ıslak imza. Mustafa Kemal‘in imzası ise kaligrafi, o kaligrafi oraya konulmuş.
Diğerleri gibi değil. 22 Kasım tarihinde Mustafa Kemal‘in soyadı Atatürk değil. 27 Kasım‘dan itibaren Atatürk soy ismini alıyor. Çünkü o kararnamenin hazırlandığı tarihte Mustafa Kemal‘e Atatürk soyadı verilmemiş, Buna rağmen belgelere Atatürk olarak imza atılmış. Bu teklifi veren, bu değişikliğin yapılmasını sağlayan ve o imzayı atan Agop Martayan Dilaçar diye bilinen bir Mason ve Necmettin Arıkan diye diğer bir masondur. Bu değişikliğin amacı Ayasofya‘yı müze haline getirmek daha sonrada tüm dinlerin buluştuğu merkez haline getirmektir. Diyalogçuların yürüttüğü yöntemle aynı.
Mustafa Kemal‘in bu kaligrafiden hiç haberi yok. Bunu kesin olarak söyleyebilirim. Çünkü ortada iki kararname var; biri 22 Kasım diğeri 24 Kasım tarihli. Birinde restorasyon kararı var diğerinde restorasyon ve müze kararı var. Tabi o restorasyon hala bitmedi. Bitmeyen bir restorasyondur o. Dolayısıyla Ayasofya‘nın şimdiki durumunda bir belirsizlik var. Vakıf olmaktan da çıkarmaya çalışıyorlar.
Ayasofya‘yı ibadethane statüsü haline getirmeye çalışıyorlar. Böyle olursa eğer Ayasofya havra da olabilir, kilise de olabilir, Budistlerin tapınağı da olabilir. Ayasofya‘ya ‘ibadethane‘ statüsü verilsin isteniyor. Bunun için ibadethane statüsüne kavuşturulmamalı. Müzeyken cami yapılmayıp ibadethane olursa daha kötü olur.
Ayasofya‘nın kilise olarak açılmasını engellemeden cami olarak kullanamazsın. İbadethane statüsüne kavuşursa, Lozan‘ı uygulayın diyecekler. İbadethane statüsü verilerse cami olarak kullanılmayacak…..”

Daha kötüsü oldu. AB uyum yasaları çerçevesinde mevzuatımızdan “cami” ifadesi çıkartıldı. Yerine “ibadethane” ifadesi kondu.
Ayasofya açılsın çağrısında bulunanlara, Sultanahmet’i sabah namazında dolduralım Ayasofya’ya ondan sonra bakarız dendi. Ayasofya cami olarak açılmadı. Camilerin adı ibadethane olarak değiştirildi. Ayasofya’nın açılması ondan sonra gündeme getirildi. Bunun manası nedir? Ayasofya üzerinden oyun içinde oyun mu var?… Ayasofya’nın cami değil de ibadethane olarak açılmasındaki asıl amaç nedir?.. Her zaman olduğu gibi algı operasyonları ve anketlerle toplum neye alıştırılmak isteniyor? Fatih’in vasiyet ve uyarılarına rağmen neye zorlanıyoruz?..

FATİH SULTAN MEHMED İN AYASOFYA VAKFİYESİ….
“İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki; huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar. Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse; Allâh’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen LANETİ ONUN VE ONLARIN ÜZERİNE OLSUN,azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın. Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır. Allâh’ın azabı onlaradır! Allâh işitendir, bilendir. (Fatih Sultan Mehmed Han / 1 Haziran 1453)

Mustafa TEMİZER

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Mustafa TEMİZER
Yorum Yaz